“Yapmış olmaktan gurur duyacağınız çok fazla şey olmayabilir hayatınızda. Bunu biliyor olmak sizi huzursuz etse de, düşündükçe kahrolmazsınız en azından. Tersinden düşünün, yapmış olmaktan utanç duyacağınız şeyler varsa ne olacak peki?”
Devran, kısa ama yoğun hikâyelerden oluşan, okuru sessizce içine çeken bir kitap. Her öykü başka bir yaraya, başka bir hayata dokunuyor; ortak noktaları ise insanın adaletsizlik, yoksunluk ve vicdanla kurduğu ilişki.
Bu benim ikinci okumam ve ilkinde fark etmediğim birçok ayrıntıyı bu kez daha derinden hissettim. Demirtaş’ın dili yalın ama etkisi güçlü; hikâyeler hızlı ilerliyor, okurken durup düşünmeye zorluyor.
Kitapta beni en çok etkileyen öykü “Dedemin Krallığı” oldu. Güç, iktidar ve adalet kavramlarını bir çocuğun gözünden anlatırken hem masalsı hem de sarsıcı bir gerçeklik sunuyor. Bitirdiğimde uzun süre aklımdan çıkmadı.
Devran, sürükleyici olmasının ötesinde, okurdan vicdani bir yüzleşme talep eden bir kitap. Kısa öykü sevip, az kelimeyle çok şey anlatılmasını sevenler için kesinlikle etkileyici bir okuma.
Devran
Sela Selahattin Demirtaş