Delilik şüphesiz aptallıktan iyidir. Delilik, var olmuş bir zekânın yok oluşudur; aptallık, var olmamış bir zekânın var olmamaya devam edişidir. Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı. Aptallığın şerefli bir tarihi bile yok.
Bir ses ki, bir ses ki, felaketli bir ömrün bütün zehirlerini, onların birikmesinde günahı olmayanların da içine doldurabilmek için, en küçük bir şikayet sebebini büyük bir boşalma fırsatı gibi yakalar, tizleşir ve kezzap gibi keskinleşerek yalnız sahibini değil, bütün insanları tehdit eden meçhullere karşı imkansızlığın çığlığı imiş gibi, içimizdeki ümit köklerini haşlar ve hepimizin müşterek haykırışımız olmak istidadını kazanır.
Adnan Oktar'ın biyografisini okumuşum gibi bir his... Bugün, yarın, önümüzdeki yüzyıl içinde değişeceğini pek zannetmediğim, güya dini referans alıp her türlü çirkinliğin, basitliğin, yiyelim, içelim, eğlenelim zihniyetinin hakim olduğu; dinle, inançla zerrece alakası bulunmayan her türlü topluluğu anlatan bir eser.
Okudukça ulan aynısı dediğiniz, yüz sene evvel de demek böyleymiş diyeceğiniz, var olan gençlik umudunuzu (tabi varsa hâlâ) elinizden alıverecek gibi bir eser.
Adnan Oktar'ın motivasyon kaynağı falan olabilir mi diye sorguladım gerçekten...
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,438 okunma