Crowley yabayla yem teknelerine saman doldururken,Halt da avluya çıkarak bulduğu kovalara temiz su doldurdu.Geri döndüğünde,katırın bölmesindeki kovanın yarı yarıya dolu olduğunu ve içindeki suyun yemyeşil,iğrenç bir hal aldığını fark etti.İç geçirerek kovayı kancasından çıkardı ve avluya dönerek onu da taze suyla doldurdu.
Kovayı yerine koyduktan sonra Crowley'nin ona sırıtarak baktığını fark etti. "Yine ne var?" diye sordu kızgın kızgın.
"Sert ve aksi numarası yapmasını iyi biliyorsun,"dedi Crowley."Ama bak,bu havada gidip o katır için su çektin.Sayende çok eğlendim."
"Ruh halinin iyileşmesine bir katkım olduysa ne mutlu bana.Eğlenme eşiğin oldukça düşük gerçi."
"Her zaman böyle katlanılmaz bir şekilde neşeli misindir sen?" diye sordu Halt.
"Sanırım öyleyim,"diye itiraf etti Crowley."Ya sen, her zaman kafanın tepesinde kocaman,kapkara bir yağmur bulutu varmış gibi mi seyahat edersin?" Tanışalı çok olmamasına rağmen Halt'a kanı ısınmıştı ama zaman zaman 'Gamlı Baykuş'a dönüşüyor, diye düşündü.
"Ne dedin sen?"
Crowley, sesli düşünmüş olduğunu fark etti.Başını çabucak iki yana sallayınca etrafa su damlaları saçıldı.
"Bir şey söylemedim ki."
Ama Halt numarasını yutmamıştı.Suçlayıcı bir tavırla, "Bana Gamlı Baykuş dedin,"diye üsteledi.
Crowley,omuz silkerek,"Buralarda sevdiğimiz kişilere öyle deriz biz,"dedi ve atını mahmuzlayarak yeniden yola koyuldu.
"Düşünüyorum da..." diye söze girdi Crowley. Sözlerine devam etmeyince birkaç saniye sessizlik oldu.
Halt başını iki yana salladı"Maalesef bu tarihi anı kaydetmek için kalem kağıt getirmedim yanımda."