İlk okumaya başladığımda yarım bırakmıştım bundan 1.5 yıl kadar önce. Bugün birden gelen cesaretle kaldığım yerden devam edeyim dedim. Şaşırtıcı bir şekilde karakterleri unutmamışım. Bedri'nin mektup verdiği kısımda kalmışım. O zaman ilk okuduğumda da karaktere içim ısınmıştı ama başına adam akıllı geçince, Bedri başlı başına örnek insan. Düşünceleri okuması zevk veren cinsten. Kitaptaki şüphesiz en kaliteli karakter. Ömer'e gelecek olursak...Ömer özellikle müsamere gecesi başlı başına tüm sinirlerimi hoplatmış olsa da ondan nefret edesim gelmiyor hiç. Onun için kötü bir karakter diyemem başlı başına Nihat gibi kötü biri değil çünkü sadece bir şeyler yolunda değil ve yoluna konması gerekiyor ama bu zaman istiyor..
"Kim bilir... Belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar olarak tekrar karşılaşırız ve belki gülüşerek birbirimize ellerimizi uzatırız..."
Aslında Macide de Ömer de birbiri için "doğru insan" olabilirdi belki ama "doğru insan, yanlış zaman" işte. Hayatlarının farklı bir döneminde karşılaşsalar belki daha iyi bir sonları olabilirdi ama belki o zaman Ömer daha kendine ve etrafındaki duruma bu kadar uyanmış olmazdı. Doğrusu öyle olsa bile Macide için yine de iyi olmayabilirdi Ömer Macide'de bir mahmurluk bırakıyordu, Bedri'yse açıkça onu bu durumdan ayıltan kişi oldu.
"...Ömer'i dinlerken olduğu gibi elinde olmadan bir sarhoşluğa düşmüyor, kafasında birtakım düğümlerin çözüldüğünü, iradesinin, kaybolacağı yerde, daha kuvvetlendiğini görüyordu."
Açıkça Bedri Macide'yi kendine getiriyor ve onu olumlu etkiliyordu. Bedri için "walking green flag" diyebiliriz bence.
Nihat'tan bilhassa bahsetmek istemiyorum, ekip okurken bile muazzam bir iğrenme duygusu oluşturdu bende bir de tekrardan hiç bahsedesim yok.
Bir de içimizdeki şeytan meselesi var tabii, kitaba da