"Şimdi tutturduğum yolu sonuna dek sürdürmek zorundayım; okumazsam, kendi bildiğim gibi çalışmazsam, hiçbir şey yapmazsam, aramaktan vazgeçersem, işte o zaman yok olurum. En acı yazgı olur benimki."
Yaşamak belki de eve dönmektir.
Çıkarken yanına almayı unuttuğun bir duayı, geri dönüp aldıktan sonra, bir mendile sarıp ceketin iç cebine koyup sonra yeniden dışarı çıkmak için.
Oyuna yeniden katılmak için.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kutsalını yitiriyor, metafizik gerilimini kaybediyor kent. Herşey plastiğin kokusuz ve cansız yüzeyinde kayıp gidiyor. Asfalt yağmuru reddediyor. Toprak ölüyor. Kent kendi intiharını seçiyor.
"Tanrı öldü!" diye bağırıyor adam. "Onu kendi ellerimizle öldürdük!" Buz kesiyor ortalık ve herkes kendi parmak izini gizlemeye çalışıyor. Bir acıyı haykırıyor adam ve diğerleri küfrediyor. Çalınmış kutsalına ağlıyor adam. İnsan elinden çıkma sahte ahlâkın boğuculuğuna isyan ediyor belki de. Kendi tükenmişliğine yahut da. Modern yaşamın kutsadığı kent tanrılarının kıyıcılığına ağlıyor bir sürü insan.
Ne kadar vurdumduymaz davranıyorlar! Nasıl bu kadar umursamaz olunabilir böylesi bir yitirişe? Yamyam tanrıların gösterişli cehennemine böylesi özenmeler neden? Bu kirli gülümsemeler nereden yapıştı yüzümüze?
Allah'ım ellerimi bırakma lütfen!
Bize kendini göster...
Ruhumuzu ısıt ve bizi koru...
Adam ölüyor ve herkes rol yaptığını düşünüyor. Ne kadar gerçekçi olduğuna şaşırıyorlar. Adam sahiden ölüyor.
(...)
Kentin bir yerinde bütün sokaklar tükenişe çıkıyor. Bir genç kız, çiçek ölülerine basmadan yürümeye çalışıyor.
"Hayat, size asla sormadan akıp giden bir nehirden farksızdır. Ona yetişmeniz imkânsız, bir şeyler sorup onu durdurmanız mümkün değildir."
(Günün son paragraf sorusu için ideal bir metin. Mesaj alınmıştır, mecbur akışta kalacağız.)