Dikkat! Spoiler içerir.
7-8 yaşlarında bir çocuk. Adı yok. Çocuk diye hitap ediliyor kitapta. Annesi babası ayrılmış. O da üvey ninesi ve dedediyle yaşamaktadır. Yakınında iki ev daha bulunur yaşadıkların evin. Birinde teyzesi ve eniştesi, diğerinde komşuları. Bu enişte karısı kısır olduğu için hep karısını döver, ağzı burnu dağılıncaga kadar. Çocuğu ninesi hiç benimsemez, sevmez hep yabancı olarak görür. Çocuğu sadece dedesi sevmektedir. Çocuk çok yalnızdır dağlarla taşlarla dedesinin aldığı çantayla konuşur ha bide dürbünü var dağlara çıkıp beyaz gemiyi izlediği dürbünü. Beyaz gemiye gitmek istiyordu balık insan olup. Hep buna inanırdı. Ve bide babasının o gemide olduğuna inanırdı öyle hayaller kurardı. Çantasını ona Dedesi yeni almıştır. Hiç yanından ayırmaz bir o kadar da okulu çok sever gitmek için can atardı. Ama işte orozkul eniştenin himayesi altında çalışan Dedesi nedeniyle pek sıkıntı yaşar. Dedesi ona hep masallar, hikayeler anlatır. En çok etkilendiği de maral ana efsanesidir. Dedesi soylarının bu efsaneden geldiğine inanır. Torununa da heyecanla anlatır. O heyecanlı anlatır çocuk heyecanla dinler. Bir olay olsa ve yardım edilmiş gibi hissetse hemen maral ana maral ana yardım etti der öyle bı heyecan mutluluk. Teyzesine beşik getireceğine inanır. Tek mutluluğu hayalleri. Hayallerinde mutlu, gerçekte çok mutsuz. Bir de eniştesi var işte. O da dediğimiz gibi karısını döver, dedesine eziyet ederdi. Dedesi damadının emri altında çalışır. Dedesi bişey demez her dediğini yapardı kızı için. Böyle bir ortamda yaşıyor işte çocuk. Yine bir ormana ağaç kesmeye gidiyor dedesi, komşuları ve eniştesi. Bu orozkul enişte ormandan kaçak ağaç kesip isteyen söz verdiği kişilere verir sonra başı ağırır, o ayrı mesele. Yine bir adamla gelir. Koyu insanların kendilerine yaptığı
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,3bin okunma
'Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz.'