Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Trakya Üniversitesi | MA
63 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
"Kim en derini düşündü, sever en canlı olanı..." Bu iki fiilin birbirini takip eden yakınlığı, mısranın merkezini oluşturuyor. Hoşlanmak [Mögen] düşünmeye dayanır. Sevgiyi [Liebe] düşünme üzerinde temellendiren acayip bir rasyonalizm. O halde: Düşünme ne demektir? Yüzmenin ne "demek" olduğunu hiçbir zaman yüzme hakkında yazılmış bir makaleden öğrenmeyiz. Yüzmenin ne olduğunu bize ancak akıntıya atlamak [Sprung] söyler. Biz düşünme üzerine düşünmüyoruz. Düşünmeyi kendine nesne edinen basit akisin dışında kalıyoruz.
Sayfa 35 - Dergâh Yayınları
Alıntı
Güzellik, hakikatin özünün bir marifetidir ve hakikat burada şunu söyler: Kendini-gizleyenin meydana çıkarılması. Güzel, hoşa giden değildir, bilakis ebediyen görünümsemesiz ve dolayısıyla görünmez olanın en görünür görünümsemeye [erscheinendste Scheinen] ulaşmasıyla vuku bulan hakikatin marifetidir.
Sayfa 34 - Dergâh Yayınları
Alıntı
En Düşündürücü Olan Şey ?
Düşünmeyi öğrenmemiz gerekiyor, zira düşünme yetisi, hatta düşünme istidadı bizim düşünmeye muktedir olduğumuza teminat değildir. Zira bu, kendini düşünmeye veren şeyi öncesinde sevmemizi talep eder. Yani aslında dikkate alınıp düşünülmesi gereken şeyin bize verdiği şeye en-düşündürücü-olan diyoruz. Bu en-düşündürücü-olanın da ne olduğu sorusuna şu iddia ile cevap veriyoruz: Bizim düşündürücü çağımız için en düşündürücü-olan, bizim henüz düşünmüyor olmamızdır. Ancak bunun sebebi hiçbir zaman insan olarak bizlerin aslında düşünmeye sevk eden şeye kendimizi yeteri kadarıyla yöneltmememiz değildir, bilakis o en-düşündürücü olan kendini bizden geri çevirmekte ve hatta ezelden beri insandan kendini geri çevirmiştir. Bu şekilde kendini geri çeken şey, eşsiz yakınlığını tutar ve geliştirir. Kendini geri çeken ile bağlantılı olduğumuzda, kendini geri çekenin çekiminde, yani onun talebinin sır dolu ve dolayısıyla dönüştürülür yakınlığında oluruz. İnsan kendini geri çekenden her ne kadar uzakta olursa olsun, geri çekim her ne kadar perdelenmiş olursa olsun, bu çekimde olduğu zaman düşünür.
Sayfa 32 - Dergâh Yayınları
Alıntı
Öğretmek & Öğrenmek Meselesi
Öğretme öğrenmekten daha zordur, zira öğretmek şu demektir: Öğrenmeye bırakmak. Hatta asıl öğretmen, öğrenme dışında hiçbir şeyi öğrenmeye bırakmaz. Dolayısıyla "öğrenmek" ile şimdi sadece faydalı bilgilerin tedarik edilmesi anlaşılıyorsa eğer, onun eylemleri çoğu zaman kendinden aslında hiçbir şey öğrenilmediği intibamı uyandırır. Öğretmen çıraklardan sadece onlardan çok daha fazla şey öğrenmesi gerektiği konusunda öndedir, yani şunu: Öğrenmeye-bırakmak. Öğretmen, çıraklardan daha öğretilebilir olmaya muktedir olmalıdır. Öğretmen, kendi meselesine dair çırakların kendi meselelerine nispeten daha az emindir. Bu sebeple öğretmen ve öğrenen arasındaki ilişki eğer hakiki ise, hiçbir zaman çok bilenin otoritesi ve görevlinin otoriter etkisi devreye girmez. Bundan dolayı öğretmen olmak yüce bir mesele olarak kalır ve bu meşhur bir doçent olmaktan bambaşka bir şeydir.
Sayfa 30 - Dergâh Yayınları
Alıntı
Öğrenmek?
Öğrenme, yapma ve yapmamalarımızı bize özsel olarak hitap eden bir denkliğe getirmektir. Böyle bir getrirmeye muktedir olabilmemiz için yola çıkmamız gerekir. Düşünmeyi öğrenmek için girdiğimiz yolda düşünmeyi öğrendiğimiz zaman her şeyden önce aceleci bir şekilde müşkül soruları görmezden gelmemeliyiz, bilakis kendimizi hiçbir buluş ile bulunması mümkün olmayan şeyi arayan sorulara vermemiz gerekir. Bilhassa biz günümüzün insanları sadece, öğrenme [lernen] esnasında aynı zamanda öğrendiğini unuttuğu [verlernen] zaman öğrenebilir; bizi alakadar eden durum için konuşacak olursak: Biz düşünmeyi ancak onun şimdiye kadarki özünü temelden unuttuğumuzda öğrenebiliriz. Ama bunun için onunla aynı zamanda tanışmamız [kennenlernen] gerekir.
Sayfa 23 - Dergâh Yayınları
Alıntı