"Bir yanda Galata Kulesi. Tahminlere göre 507 yılında Romalılar tarafından yapılan kulenin yüksekliği 70 metre. Gecesi ayrı, gündüzü ayrı güzel. Ve karşısında MÖ 5. yy.'da Yunanlılar tarafından İstanbul Boğazı'nın Salacak sahiline yapılmış güzeller güzeli Kız Kulesi. Gece gündüz her zaman büyüleyici. Bütün aşıklar oturup Salacak sahiline, Kız Kulesi'ni izlemiş yıllar boyu. Kız Kulesi de onları... Her gördüğü aşıkta kendisini yalnız hissetmiş. Hissettikçe içine kapanmış; ışıltısını, neşesini kaybetmiş zamanla. Derken bir gün Galata Kulesi yükselmiş tüm ihtişamıyla karşısına. Pek heybetli, pek yakışıklıymış. Birbirlerini görür görmez, aşık olmuşlar. Ama imkansızmış bu aşk, aralarında koca bir deniz oldukça. Kız Kulesi günden güne soluyormuş aşkından. Galata Kulesi de kahroluyormuş onu böyle gördükçe ve belki bir gün ulaştırırım diye mektuplar, şiirler yazmış Kız Kulesi'ne. Sonra bir gün Hezarfen Ahmet Çelebi çıkıvermiş Galata Kulesi'ne, Üsküdar'a uçmak için. Galata Kulesi anlatmış aşkını, yazdığı mektupları bu çılgın çelebiye. Hezarfen dayanamamış aşıkların haline, almış hepsini yanına, atlamış kuleden. Ama rüzgarla oradan oraya savrulurken düşürmüş tüm mektupları, boğazın serin sularına. Galata Kulesi görünce aşkının denize döküldüğünü, ne yapacağını şaşırmış. Yine de anlamış Kız Kulesi, bu yakışıklı adamın da ona aşık olduğunu ve başlamış martılarla şarkı söylemeye. Aşklarının karşılıksız olmadığını gören iki kule, günden güne güzelleşip daha da parlak olmuşlar İstanbul'da..."
"Bir gece,
Gecede bir uyku.
Uykunun içinde ben.
Uyuyorum,
Uykudayım,
Yanımda sen.
Uykunun içinde bir rüya,
Rüyamda bir gece,
Gecede ben.
Bir yere gidiyorum,
Delice.
Aklımda sen."
- Özdemir Asaf