"Özellikle gençlikte, çoğumuz, güncel akımlara göre, bir gruptan ötekine sürükleniriz. Bu örgütlerin ya da hareketlerin herhangi bir yapısal değişikliğe yol açtığı çok enderdir. Böyle davalara, genellikle vekaleten, yani doğrudan haksızlık çeken insanlar adına katılmakla, biz de yaşam deneyimlerimizi yapılandıran ve sınırlandıran belirli kısıtlamalara kendimizi maruz bırakmış oluruz. Başkalarına özgürlük sağlamak adına kurduğumuz örgütler, çoğunlukla, kendi özgürlüğümüzün sınırlarını görme yeteneğimizi kısıtlar, günlük yaşamlarımızda karşılaştığımız sorunlarla ilgilenmekten bizi alıkoyar. Birçokları, kendi ortamında hissetikleri yabancılaşmayı, ve politik güçsüzlüklerini telafi etmek için, özellikle Üçüncü Dünya'dakiler adına insancıl davalara baş koyarlar. Gündelik yaşamlarındaki baskı ve sömürüyü sorgulamaktansa soyut, uzak hedeflerle uğraşanlardan egemen düzen pek korkmaz. Burada köklü değişiklik yapmak yerine, siyasal eylem tüketimi vardır."