Günlük hayatın stres ve yorgunluğundan sıyrılıp koşarak ona gidiyorum. Bir kes yüzüne bakınca yüreğimde incecik bir sey kopuyor. Sanki her hücreme huzur akıyor, gökten süzülürcesine heyecanlanıyorum. Beni farkediyor, bir çocuk kadar masum ve güven dolu bir bakış atıyor bana. Ruhumun derinliklerinde bir meltem rüzgârı esintisi oluyor, en cesur halime bürunüyorum. Başını omuzuma yaslıyor, minik elleri avuçlarimda.. Kelimesiz sayfalarca muhabbete giriyorum. Sonra başını omuzumdan kaldırıp uzaklara dalıyor. Avucum kapalı ama elleri benden ayrılıyor, yavaşça uzaklaşıp ilk kes duyduğum sesi ile 'hadi kalk' diye beni uyarıyor. Sesi tüm hücrelerimde yankı yapıyor. Dudaklarının kımıldanışını görmek için can atıyorum ama kilitlenmiş oturduğum yere kenetlenmiş gibiyim. Yavaşça uzaklaşıyor, uzaklaştıkça buğulaşıyor yavaş yavaş kayboluyor. Ne kendi kalıyor ne de beni hasrete boğan sesi. İrkiliyorun aniden! Ruhumun en derin yerinde yokluğunu hissediyorum hayalde olduğumu farkediyorum. Yoksa bir hayale mi uyaniyorum kestiremiyorum. Yokluğunun verdiği acı ve hüzün üzerime ağır bir yük gibi düşüyor...