Hayati

Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2020 132. kitabı
Engereğin Gözü yıllardır kitapçılarda ya da kütüphanede gördüğümde sonra okurum diyip okumayı ertelediğim bir kitaptı. Zülfü Livaneli'nin başka birkaç kitabını okuyup, kalemini beğenmeme rağmen bu kitabın vakti şimdiymiş. Kitabın konusu 17. yüzyıl İstanbul'unda bir sarayda geçiyor ancak bu kitap tarihi bir roman değil. Roman 17. yüzyılı, sarayı yani tarihi motifleri kendine araç ediniyor sadece. Biz hikayeyi zenci bir haremağasının gözünden okuyoruz. Gözlerinin önünde padişahın tahttan indirilip zindana atılmasıyla başlayan olayları takip ederek önce bunun nedenlerini anlatıyor. Kendisinin saraya nasıl geldiğini, tahtından edilen padişahın yaşadıklarını da anlatıyor. Haremağası saraya getirilmeden hadım edilmiştir ve sarayda haremdeki cariyelerden sorumludur ve zamanla saraydaki her şeyle ilgili bilgi sahibi olur. Tahttan indirilen padişahınsa çocukluğu çok zor geçmiştir ve bu zorluklardan sonra tahta geçtiğinde kendisi de zalim biri olur. Engereğin Gözü romanını bir türe dayandırmak gerekirse bence psikolojik bir romana daha yakın. Çünkü zaman olarak 17. yüzyıl ele alınmış olsa da padişah ve haremağasının arasında geçen sohbetler her çağdaki efendi ve hizmetçisi arasındaki durumu yansıtıyor. Ve haremağasının önce padişaha acıması, sonra ona kızması, daha sonra da ona tekrar bağlanması ile ilgili duygularını dile getirmesi üzerinden biz hem haremağasının psikolojisini hem padişahın yaşadığı zorluklar yüzünden oluşan kişiliğinin nasıl bir ruh haliyle oluştuğunu anlıyoruz.
Edebiyat
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
Reklam

Hayati

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2020 132. kitabı
Zülfü Livaneli
8.1/10 · 24,8bin okunma
"Babamı politik söylemleriyle, politik hareketlerin içinde biri olarak hatırlamıyorum. Annem o konularda daha baskın bir figürdü. Sofrada bir limon varsa, annem onun suyunu sıkıp içer ve ekşi olduğunu söylerdi; çünkü annem için gerçek olan budur. Babamsa, ''Bir bardak su alabilir miyim?'' deyip suya şeker katar, sonra sıkılmış limonu da ekleyip, onu limonata olarak içerdi. Her ikisi de aynı kötü dünyanın içinde yaşıyordu ama hayatı ele alış şekilleri farklıydı. Biri limonata içmeyi, öbürü de limonu yemeyi tercih ediyordu. Bu yüzden birbirlerine çok aşık bir çift olarak yaşadılar."
Edebiyat
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2020 131. kitabı
Jehan Barbur yıllar önce Bülent Ortaçgil'in Kadın Sesi Değmiş Şarkılar konseriyle tanıdığım bir şarkıcı. Sonra kendisinin şarkılarını da dinlemiş, biraz araştırma yapınca edebiyat mezunu olduğunu öğrenmiştim. Zaten o dönem dergilere yazdığı yazılarını da okumaya başlamıştım. Baba Öyküler kitabını raflarda gördüğümde hemen alıp okumak istemiştim ancak o sıralarda babamı yeni kaybettiğimden acaba kendim için doğru bir fikir mi diye düşünüp ertelemiştim. Tabii okuma isteği baskın çıkınca alıp birkaç günde okumuştum. Baba Öyküler kitabında Jehan Barbur şarkıcı, oyuncu, modacı, gazeteci olarak tanıdığımız birçok kişiyle ettiği sohbetleri kaleme almış. Bu kişiler babalarıyla olan bağlarını, olmayan bağlarının etkisini, babalarının hayatlarındaki yerlerini anlatmış. Kimisi babasından yana şanslı, kimisinin en büyük yaralarından biri babası. Hem anlatılanlar hem Jehan Barbur'un dili kitabı güzelleştirmiş. Ben en çok Sevinç Erbulak sohbetini beğendim. Birçok alt metni vardı o bölümün. Alıntıyı da o bölümden yapıyorum.
Edebiyat
Baba ÖykülerJehan Barbur · Ot Kitap · 2016260 okunma

Hayati

, bir kitap okudu
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2020 131. kitabı
Jehan Barbur
8/10 · 260 okunma
Reklam