Solak Kadında yazar yine evli, çocuklu bir çiftin hikayesini anlatır. Başlarda her şeyleri yolunda olan, çalışan bir eş, eski çevirmen şimdi ev hanımı bir kadın ve çocukları çıkar karşımıza. Ancak kadın bir anda hayatının bu halinin ona yetmediği fikrine kapılır ve kocasıyla yollarını ayırmak ister. Kocası evden gittikten sonra eski işine, çevirmenliğe geri döner. Eski arkadaşlarıyla karşılaşır, yeni insanlar tanır, çocuğuyla yeni bir döneme girmeleri nedeniyle aralarındaki bağ da yeni bir hal alır. Ancak bence kadın kendi kararıyla bu durumu seçmiş olsa da eskisinden daha mutlu olmaz. Çünkü aradığının ne olduğunu o da pek bilmemektedir.
"Ümitsizlik büyüklerde çeşitli yollarla gizlenebilirdi belki, ama bir çocukta, ne olursa olsun farkına varılıyordu; ve umutsuz bir çocuk görmek dayanılmaz bir şeydi."
Çocuğun Öyküsünde evli bir çiftin çocukları olur ancak çift ayrıldıktan sonra, aslında ayrılmadan önce de olduğu gibi çocukla adam ilgilenir. Çocukla beraber adam kendisinin de nasıl biri olduğunu, baba olmanın ona neler kattığını ya da bazen neler aldığını, baba olmadan nasıl biri olduğunu düşünmeye, sorgulamaya başlar. Bir insan bir çocukla beraber tekrar dünyaya gelir ve tekrar dünyayı öğrenmeye başlar düşüncesini vurguluyor Çocuğun Öyküsü.