Lunaparkta geçen biraz komik biraz hüzünlü bir hikayeyi anlatıyor Hep Lunapark. Lunaparktaki oyuncaklar gibi renkli bir aile lunaparkın sahibi. Bir yandan bulmaca çözüp bir yandan belki de ilk kez hayali için harekete geçen İrfan, kardeşleriyle kocası arasında kalmamak için belki de sürekli bayılan karısı Narine, Narine'nin aileyi dolandıran abisi Savaş ve karısı Alev, ölmüş şarkıcılara mektuplar yazan Narine'nin kardeşi Mustafa ve ilk kez aşık olduğu için yaşadığının aşk olduğunu anlamakta güçlük çeken Zafer bu ailenin üyeleri. Bir gün başlarına deniz kaplumbağası düşer, kaplumbağa ki atmışlı yaşlarında, görmüş geçirmiş bir kaplumbağadır ve o günden sonra olaylar gelişir. İrfan hayalinin peşinde, Narine ailesini düşünmekte, Mustafa kaplumbağa ve mektuplaştıklarıyla dertleşmekte, Zafer Ayşegül'e aşık olmaktadır olaylar sırasında. Bölümlerin kısa ve yazarın dilinin akıcı olması nedeniyle birkaç günde okudum bitirdim kitabı.
"Elinde bonbon bulunan bir çocuk düşünün; bütün dünyasının avucunda olduğuna inanır yavrucak. Eğer o elindekini veriyorsa, büyüdüğü zaman her şeyini verecek demektir."
Yıllar önce lisedeyken okuduğum bir kitaptı İki Dünya Arasında. Dün kütüphanede karşıma çıkınca tekrar okumak istedim. Mehmed Niyazi'nin kitabı olan İki Dünya Arasında hüzünlü bir aşk hikayesini anlatıyor.
Yurtdışına öğrenci olarak giden Ayhan'ın bir yandan memleketine olan hasreti bir yandan kendi gibi gurbetçi olanlarla arkadaşlığı dışında yaşadığı yalnızlık onun kendini çok dinlemesine sebep olur. Bir gün Margaret diye biriyle tanışır ve aralarında çok tatlı bir dostluk başlarken Margaret bir kaza geçirir. Ayhan bu kazadan kendini sorumlu tutarken biraz değişiklik olsun diye arkadaşlarıyla eğlenmeye gittiği bir akşam Hildegard ile karşılaşır. Ayhan ve Hildegard çok sakin ama sağlam bir gidişatla birbirlerine aşık olurlar ancak her ikisi de kendi içinde aralarındaki kültür, dil, din farklılıklarının aşklarına engel olacağını da düşünür ve bu düşüncelerle hem birbirlerine açılamazken hem birbirlerinden de kopamazlar. Bu duygu durumunun içinde Ayhan arkadaşlarıyla dertleşir, iyileşmeye başlayan Margaret'le dertleşir ama Margaret'in de ruh hali iyi değildir. Ben böyle özetlemeye çalışsam da bu duygu yüklü hikaye Mehmed Niyazi'nin kalemiyle daha güzel anlatılmış.
Ayhan tüm duygularını içinde yaşayan bir adam, Margaret bence Ayhan'a aşık ama onun mutluluğu için aşkını içinde tutan iyi bir dost, Hildegard ise aşkı ve ailesi arasında kalmış bir kadındır. Yani bu hikayede herkes masumdur aslında.