Şermin Yaşar öykücülüğü diye bir şey var. Okurken babaanne, dede evlerini, akraba ziyaretlerini, bayram sabahlarını, ailece yapılan kahvaltıları, kardeş kavgalarını, yine kardeşe sığınmaları, arkadaşlık bağlarını, tatlı gençlik aşklarını, unutulmayan aşkları, siyah beyaz fotoğrafları, duvarlara asılan çerçeveleri, sandıktaki çeyizleri anımsatan öyküler bunlar.
Gelirken Ekmek Al kitabında da aile bağlarından, aşklardan, arkadaşlıklardan yani insan ve insan ilişkilerinden bahsediyor yazar. Her öyküde bir romana konu olacak şeyler anlatıyor.