Müge İplikçi'den okuduğum ilk öykü kitabı. Yazarın ilk başlangıç kitaplarından. Sonra daha da gelişim göstermiş. Kadın odaklı hikâyelerden oluşuyor. Zaman konusunda değişimler söz konusu. Dikkat edilerek okunması gerekiyor. Belli bir noktada odağım dağıldı. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Daha sonra yazdıklarıyla kalemini geliştirdiğini düşündüğüm Müge İplikçi'nin ilk dönem eserlerinden. Dilindeki sadelikle okunması kolay bir kitap olmasıyla birlikte, öykülerde hafiften sezilen bir acemilik ve olduramamışlık mevcut.
Kitap 13 öyküden oluşuyor. Yazarın "Şamatalı Yolculuk" isimli öyküyü ilk öykü olarak kitabına yerleştirmesine çok şaşırdım. Zira "dedi adam", "dedi kadın" sözlerinin sık sık yinelendiği giriş bölümü okuru daha ilk elden sıkıyor. Söyleyen kişiler ilk iki cümleden sonra artık bir daha belirtilmeden diyalog cümleleri alt alta sıralansa, zaten iki kişinin karşılıklı konuşması olduğu anlaşılacak. Her konuşmanın ardından "dedi adam", "dedi kadın" yinelemelerine ne gerek vardı ki?!
Dolayısıyla kitabı bir süre kenara bırakıp sonra bir kez daha okumayı denedim... Bu kez başlangıcı ikinci öykü ile yaptım. 7 öyküyü aralıksız bir solukta okudum... kalan 5 öyküyü zamana bıraktım...
"Zaman Zaman" ı daha bir sevdim, ilk sıraya yazdım. "O yaz hepimiz bitlendik"i de ikinci sıraya...
Bu arada, "arkası yarın" sözü eski radyoları çağrıştırır ama kapakta eski bir televizyon resmi.....?!
Arka Kapak yazarlığının başlarında yazdığı öykü kitaplarından yazarın. On üç öykü var kitapta ve öykülerin neredeyse hepsinde belli bir zaman yok. Öyküyü okurken bir anda başka bir zamana geçiş yapmış oluyor yazar, ya da bir kişi üzerinden başlayan öykü başka bir kişiyle ilgili bitebiliyor. En çok "O yaz hepimiz bitlendik" öyküsünü beğendim ve bu öyküden bir alıntı yapmak istedim.
Bazen bazı kitapları okurken konsantre olmak gerek. Bu kitapta onlardan biri, bir kere konsantre oldun mu kitap akıp gidiyor.
İçeriği de gerçekçi ve sohbet havası içinde.
Müge İplikçi'nin okuduğum ilk kitabı. Öykülerdeki dil, karakterler ve zaman çok karışık, bu sebeple hikaye akışında sapmalara sık rastlanıyor. Başarısız bir çeviri kitap okuyormuşum hissi verdi.
İstanbul'da doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunları ve Araştırma Bölümü ile The Ohio State University'deki yüksek lisans derecelerinin ardından Kadıköy Kız Lisesi'nden İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne kadar uzanan bir dilimde öğretmenlik yaptı. Yaşamındaki genç dostlarının sırrı bu süreçte yatmaktadır.
Önce öyküleriyle tanındı. Perende (1998), Columbus'un Kadınları (2000), Arkası Yarın (2001), Transit Yolcular (2002) adlı dört öykü kitabı yayımlandı. Romanları Kül ve Yel (2004) ile Cemre'nin (2006) yanısıra Yıkık Kentli Kadınlar ve Cımbızın Çektikleri (Ümran Kartal ile birlikte) adlı inceleme kitapları da basıldı. Öyküleri çeşitli dillere çevrilen Müge İplikçi yaşadığımız yeni zamanları ve günümüz insanlarını postmodern yaratım biçimleriyle ele alıyor. İnsan ilişkilerini ve o ilişkilerin parçaları olan kadınların konumunu anlatmayı seviyor. Yazdıklarının hemen tümünde kadını ve onu çevreleyen sahte halenin komikliği, sıradanlığı, buyurganlığı ve yok ediciliğini vurguluyor.
Müge İplikçi bugüne kadar iki ödül kazandı: 1996 Yaşar Nabi Nayır Gençlik ödülleri birinciliği ve 1997 Haldun Taner öykü dalı üçüncülüğü. Türkiye PEN'inin Hapisteki Yazarlar Komitesi üyeliğini (WIPC) üç yıldır sürdüren yazar 2.5 yıl boyunca aynı kurumun Türkiye Kadın Yazarlar Komitesi (IPWWC) başkanlığını da yaptı.
Açık Radyo'da iki yıl yapım ve sunumunu üstlenmiş olduğu, Ümran Kartal ile Nalan Barbarosoğlu'nun ikinci yılda dahil oldukları Sabun Köpüğü adlı program daha sonra Nazan Haydari tarafından ABD'de doktora tez konusu olarak incelendi.
Yazarın çok sayıda incelemesi, kitap tanıtım yazısı ve öyküsü Varlık, Milliyet Sanat, Eşik Cini, Adam Öykü, Picus, Hayalet Gemi, Birgün gazetesi, Radikal Kitap eki gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı.
Müge İplikçi gazeteci-yazar Ruşen Çakır 'la evli ve Ali Deniz Çakır'ın annesi.