Bu kitabı birkaç yıl önce okuduğumda aslında akıcı bir dili olduğunu ve neden daha önce okumadığımı düşünmüştüm. Şimdi de birkaç saatte okudum zaten. Üstelik Dostoyevski'nin okuduğum üçüncü kitabı olmasına rağmen her birinde ayrı bir üslup kullandığını gördüm.
Yeraltından Notlar iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde orta yaşlarda bir adamın kendine, dünyaya bakışını, iç dünyasını anlatırken bunun karamsarlık değil kabulleniş olduğunu, kendini soyutlarken somut olanı, gerçeği ya da yalanı, doğruyu ya da yanlışı daha iyi anladığını okuyoruz.
İkinci bölümse bu orta yaşlı adamın gençliğinden birkaç gününü anlatıyor. Bu birkaç gün içinde yaşadıkları, düşündükleri, hissettikleri, dengesizlikleri ilk bölümde anlattıklarının örneğini oluşturuyor. Bazen bu kadar da fevri olmasına gerek yokmuş ki diye düşündüğüm oldu okurken. O kadar gelgitli, o kadar öfkeli bir adamın ruh halini, yaşadıklarını anlatırken okuduğu kitaplardan verdiği örnekleri de okuyoruz Yeraltından Notlar'da.
Kadınlar ve Kurgu Edebiyatı üzerine yazı yazması istenen Virginia Woolf, bu konuyu kadınların yazmak için paraya ve kendine ait bir odaya sahip olmaları gerektiği fikriyle anlatmaya karar verir. Yazısına kaynak olmaları amacıyla incelediği eserlerde kadınlıkla, kadının bulunduğu toplumda konumuyla, kadının erkek dünyasındaki yeriyle, erkek yazarların kadınları eserlerinde kullanımıyla, kadın yazarların edebiyat dünyasındaki yeriyle ilgili fikirler edinir.
Kendine Ait Bir Oda metaforuyla kadının veya erkeğin eserini yazarken özgür bir alanda olmasını kast ediyor Woolf. Yaşadığı zamandaki kadının konumundan bahsederken, geçmişteki konumlarıyla kıyasa da girip gelecekte nasıl olacağını da merak ediyor? Eğer yazar kitabın sonunda kadınlara sizler de kendi konumunuz, bireyselliğiniz, özgürlüğünüz için elinizden geleni yapmalısınız, bunu sadece istemekle elde edemezsiniz tarzında bir tavsiyede bulunmasaydı kitap benim açımdan eksik ve yanlı olabilirdi. Neyse ki Woolf duruma objektif yaklaşabilmiş.