"Hiçbir şey zekayı tutkulu bir kuşku kadar bileyemez. Hiçbir şey olgunlaşmamış bir zihnin bütün olanaklarını karanlıkta kaybolan bir iz kadar harekete geçiremez. Bazen çocukları bizim gerçek addettiğimiz dünyadan ayıran sadece incecik bir perdedir ve rastlantısal bir rüzgarla açılıverir."
Zweig gündelik bir durumdan kısa ama derin anlamlarla dolu bir öykü anlatıyor Yakıcı Sırda. Annesiyle tatile çıkan Edgar kaldıkları otelde Baron Sternfeldt'le tanışır. Adamın ona diğerleri gibi davranmaması, dostça sohbet etmesi Edgar'ı gururlandırır. Ancak Baronun amacı sadece Edgar'ın annesiyle yakınlaşmaktır. Edgar zamanla annesi ile Baron'un yakınlaşmasını fark eder ve adam ondan uzaklaştıkça ikisine de gönül koyar ve aralarındakini ortaya çıkarmaya çalışır.
"İnsanlık tarihi zoraki kahramanları sevmezdi; ne kadar ısrarcı olunursa olunsun hak etmeyenlere acımaz, onları yolundan geri döndürürdü. Şansın hareket halindeki arabasından bir kez düşen, bir daha o arabayı yakalayamazdı."
Bir Çöküşün Hikayesi'nde Mademe de Prie yıllarca yaptığı harcamaları ve saray içindeki hileleri sebebiyle Kral tarafından sürgüne gönderilir. Artık statüsünü kaybettiğinin farkında bir kadındır. İtibarını kazanmak için yazdığı mektuplara cevap alamayınca iyice yalnızlığa kapılır. Hayatı oyunlarla geçen bu kadın son oyununu oynamaya karar verir.