Bir gecede okuyup bitirdiğim, bildiğim gerçekler olmasına rağmen okurken etkilendiğim, konusu gereği epeyce sarsıldığım, gerçekçi, etkileyici, okurunu hem düşündüren hem de okuma zevki veren bir kitap. Müthiş!
Kitap hem günümüz İstanbul’unda hem de ortaçağ İtalya’sında geçiyor. Günümüz olan kısmı romanın konusu, İtalya olan kısmı kitap olarak konuyu besleyen kısmı. Kitap içerisinde kitap olması çok hoş bir detaydı, inception filmini anımsattı (ki filmi çok severim).
Günümüz İstanbul’unda 2018’li yıllarda geçen bir hikaye. Cinci hoca kisvesinde din bezirganlığı yapan 60 yaşlarında bir adam, adamın erkek çocuk veremeyen karısı, erkek çocuk sevdasına 14 yaşında zorla evlendirilen bir kız var kitapta. Hocanın bu kızla evlenmesiyle konu başlıyor. İçiniz acıdı değil mi? Keşke olaylar sadece böyle kalsaydı. Yeter mi? Yetmiyor tabii.. hiç bir zaman yetmedi…
Ana karakterlerden biri olan kızçemiz eve gelen hastalardan bir kitap hediye alır. Kitabın konusu ise ortaçağ İtalya’sında geçen engizisyon mahkemelerinde yaşananlar, yanlışa baş kaldırmak, acılardan sıyrılarak sağlıklı bir hayata geçme hiyakesidir. Her ne kadar mutlu sonla bitse de içim acıyarak okudum. Erkilenmemek mümkün değil zira.
Cinsiyet eşitsizliği, kadınlara yapılan yanlış muamele; dinin hoyratça kullanımı, para ve kişisel çıkarlar için bozulması, hoca yahut rahip farketmez, dinin tüm zamanlarda yanlış yorumlandığını ve yanlış uygulandığını gösteren güzel bir roman olmuş. Haklı ama mağdurun, haksız ama güçlünün nasıl bir durumda olduğunu muhteşem bir şekilde ortaya sermiş. En sevdiğim kısmı ise yaşı kaç olursa olsun bir kadın içsel uyanışını gerçekleştiğinde bir şekilde kendini kurtardığını, mahkum hayatı değil de özgür hayata geçtiğini vurgulaması oldu. Çok seviyorum güçlü kadın hikayelerini…
Akıcı ve sade
Şapkasına sahip çıkılan a’lar aşkına, ne güzel bir kitap okudum ben Ezgi’ciğim yine yapmış yapacağını. Kendisinin tabiriyle ‘değişik bir şey denemiş’ ama iyi ki denemiş. İyi ki güvenli alanından çıkmış ve bu öyküleri yazmış. İlhamına bereket cancağazım.
Hastaneler ve hastane süreçleri hakkında belki onlarca kitap vardır. Fakat bu hastane ve hastanenin koridoru bir başka. Ne rüzgârlar esiyor burada, ne fırtınalar yaşanıyor da dingin sulara varılıyor bir bilseniz..
Okurken yabancılık çekmeyeceğiniz ancak dile getirmekten sakındığımız bir çok konuyu kitaptaki öykülerde buluyorsunuz. Bir psikolog koltuğunda olsanız belki anca böyle bir rahatlama, efendime söyleyeyim iç döküş, belki de kendine varış noktaları yaşarsınız.
Üstelik tüm bunlar bir sağlık ocağının koridorunda yaşanıyor. İlk hasta olup hemen işini halletmek isteyen 5 vatandaşın yolu bir sağlık ocağında kesişiyor. Hava muhalefeti nedeniyle bu 5 kişi sağlık ocağında mahsur kalıyor. İçlerinden biri bu sıkıcı durumu oyuna çevirmek istiyor. Biraz gönüllü biraz da mecburî bir şekilde herkes eşlik ediyor. Her bir kişiden bir hikaye ile adeta iç dökme seansı yaşanıyor.
Okuduğum hikayelerde bazen anlatıcıyla bütünleştim, bazen de dinleyici safına geçip uzaktan baktım. Hikayelerin ve anlatım şeklinin güzelliği okumama renk kattı. Bazı yerlerde kendimi gördüm, bazı yerlerde bir takım muhataplarımı. Hikayeler arasındaki rüzgârlı seyir beni benden aldı. Akıcı, kafa açıcı, heyecanlı ve düşündürücü bu güzel öyküler bana harikulade bir kitap okuma zevki verdi.
Emeğine sağlık cancağazım. O güzel yüreğinden ve kaleminden öperim ve bu kitabı tüm kitapseverlere tavsiye ederim. Dileyene bir ders, dileyene bir eğlence niteliğinde okuma olacaktır. Neresinden baksanız kâr! Alınız, okuyunuz, hediye dahî edebilirsiniz. Öyle