Merhabalar sevgili kitap dostlarım. Ülkemiz atmosferinde gündemden ve kaostan uzaklaşmanın en güzel yollarından biri bana göre kitaplar. Okumak, okurken kitap içerisinde kaybolmak, kaybolduğum satırlarda keşifler yapmak çok hoşuma gidiyor. Tavsiyemdir
Bu güzelce kitap güzelce bir insandan hediye edildi. Bir müddet kafamda dolanıyordu, “şimdi bu kitabın zamanı”dır düşüncesi gelince hemen elime aldım. İyiki
Martı Jonathan kitabın ana karakteri. Bir dönüşüm, değişim ve kendini bulma hikayesi var. Kendin dönüşürken etrafına da ışık saçıyor olmanın hikayesi. Hayallerine ne kadar sarılırsan o kadar ileriye gidebileceğinin örneği. Cennetin muhtemel gelecekte değil, var ettiğin anda olacağının ve yaşanacağının ifadesi. Ayağımıza değen taşların kendi zihnimizdeki zincirlerden kaynaklandığının öyküsü… Martımızın sevimli bir hikayesi var. Tutkulu bir hevesi hatta hevesin ötesinde ideali de var. Mahalle baskısına, kabilesinden kovulmasına rağmen hayallerinin peşine koşan, hayallerini gerçekleştiren, hayalleriyle bir çok martıya örnek olan hikayesi... Peki ya sonra? Sonrasıysa bana katarsis etkisi yapmadı. Kaliteli ve başarılı bir liderin vefatından sonra önce onu onurlandıran, sonra masallaştıran, daha sonra yavaş yavaş etkisini kaybettiren, nihayetinde “yoğ canım olmaz öyle şey” diye heves kırarak kendini de sürüsünü de karanlığa sürükleyen zihniyet örneği.
Hikayede bahsettiği gibi:
Şurdan;
“Düşüncelerinizin zincirlerinden kurtulun, bedenlerinizin zincirlerini kırın…”
Şuraya;
“Zayıf kimselerin gerçek dünyayla yüzleşmeye dayanamadığı için inandığı bir masal”
dönüşen bir öykü. Kesinlikle ‘bir mesel alayım ben bu okumadan’ diyen okuyucusunu tatmin eder. Tavsiyemdir
Tek takıldığım yer 160 sayfalık kitapta 80 sayfanın martı fotileri olması… o kadar kağıt ve mürekkep israfına