Derya

Derya
@_benderya_
IG--> instagram/ _ben.derya_
İnsan Kaynakları Yöneticisi
Yüksek Lisans
43 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
8/10
·152 syf.··
2025 16. kitabı
“Bangır bangır Ferdi çalıyor evde, zamanın çok evleri gibi. Camlardan, aynalardan, duvarlarda asılı posterlerden dönüyor sesi Ferdi’nin titreyerek; kadınlar bir yandan şerbetlenmemiş parmaklarının ucuyla tuttukları sigaralarını tellendirip bir yandan eşlik ediyorlar Ferdi Bey’e, yarı dudaklarıyla. İnsanların kederli olmayı sevdiği yıllar. Her şeye sinmiş bir Maltepe sigarası kokusu, bir ucuzluk, bir pazardan alınmışlık, bir muşambalık.” Buram buram arabesk kokan bir kitap bu. 80’li yılların arka mahallelerinde geçiyor. Soba üstü çaydanlık tıkırtısı ve eski radyoların cızırtılı sesi kulaklarınızda… Yer yer uzun uzadıya devrik cümleler kullanılmış. Ama işte o arabeskliğe ahenk olmuş. Eğreti durmuyor. Kederli mi, evet kederli bir kitap. İçerisinde 14 hikaye var. O keder içine mizahı da yedirmiş Mahir Ünsal Eriş. “Vakitlice gelmeyen çiş” ve “her kan*er erken ölümdür” hikayeleri hem üzüntü veriyor hem de gülümsetiyor. Arabeskle harmanlanmış, bir yandan hayata direnen insanların öykülerini bulacaksınız bu kitapta. Samimi ve içten yazılan kitapları hep çok sevdim. Bu da onlardan biriydi
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor EvdeMahir Ünsal Eriş · Doğan Kitap · 20253,499 okunma
Reklam

Derya

, bir kitap okudu
8/10
·152 syf.··
2025 16. kitabı
Mahir Ünsal Eriş
8.1/10 · 3.499 okunma
6/10
·180 syf.··
2025 15. kitabı
“Gerçekte iki dünyayı birbirinden ayıran duvar diye bir şey yoktu. Eğer varsa da, derme çatma, kartonpiyerden bir duvardı bu. Şöyle bir yaslansam diğer tarafa devrilecekti belki de. Ya da diğer taraf içimize gizlice sızmıştı da biz fark etmemiştik.” Japon edebiyatının ödüllü yazarlarından Haruki Murakami’nin 2004 yılında yazdığı kitabı. Roman Tokyo’ da bir gecede geçen olayları anlatıyor. Gece 23:55’te başlıyor ve sabah 6:55’ te bitiyor. Üniversiteli bir genç kızın ailesinden habersiz geceyi dışarda geçirmesiyle başlıyor ve gece boyu farklı karakterlerle karşılaşıyor. Oldukça esrarengiz bir hikayesi var. Kitaba ara verdiğinizde acaba şimdi ne olacak diye de merak ettiriyor. Murakami bu kitabında olayları, mekanları, nesneleri ve kişileri fazlasıyla ayrıntılı tasvir etmiş. Kitabı okurken zihninizde canlanıyor resmen. Esrarengiz bir film izledim desem yeridir. Fakat kitap hiç umduğum gibi bitmedi. Olaylar açıkta kaldı. Sanki filmin 2. Bölümünü de çekeceklermişte özellikle böyle bırakılmış gibi hissettiriyor insana. Sanırım okuyucunun tamamlaması için bu şekilde bitirilmiş. Esrarengiz olayların dışında hikâyede dikkat çeken bir vurgu var: Aynı ailede büyüyen iki kız kardeşin ne kadar farklı iç dünyalara sahip olabileceği. Sevgi ve ilgi eşit dağılmış olsa bile, her çocuk farklı bir anlam çıkarabiliyor. Aynı evin içinde bambaşka yalnızlıklar yaşanabiliyor. Bu noktada Dr. Gabor Mate’ yi hatırlamamak elde değil. Muhteşem bir kitap diyemem ama kötü de değil kesinlikle. Yazım dili ve anlatış şeklini beğendiğim için Haruki Murakami’nin diğer kitaplarını da okuyacağım.
Karanlıktan SonraHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20175,1bin okunma
5/10
·216 syf.··
2025 14. kitabı
Norveç’li yazar Erlend Loe’ nin 20 dile çevrilen ve çağdaş Norveç edebiyatının en sevilen romanlarından biri olan kitabıymış bu. Kitap, 25 yaşındaki bir gencin yetişkinliğe adım attığında kendini aradığı, hayatın anlamını sorguladığı dönemlerini anlatıyor. Abisiyle oynadığı bir kroket oyununda, ona yenilmesiyle tüm hayatını değiştirmeye karar veriyor ve önce üniversiteyi bırakmakla işe başlıyor. Sonra kendini basit, karmaşık olmayan eylemlere yöneltiyor. Bunlar için listeler yapıyor. Her yapmaya karar verdiği şey için liste yapıyor. Oyuncaklarla mutlu olduğuna kanaat getiriyor. Yani hikayeyi en başa sarıyor. Abi daha aklı başında gibi görünüyor. Mantıklı cümleler kuruyor. İyi bir işi, iyi bir hayatı var. Kardeşini seviyor, kolluyor. Aile abisini daha ön planda tutmuş gibi. Onun altında ezilmiş bir kardeş var. Abisinden daha iyi olmadığını düşünüyor, ilk zamanlarda ondan nefret ediyor. Hayatın anlamını sorgularken, zaman ve an kavramlarına oldukça vurgu yapıyor ve sonunda da yaşamına güçlü bir etkisi oluyor. Norveç’ li bir yazarı ilk kez okuyorum. Farklı kültürlerin yazarlarını okumayı seviyorum. Bu kitap da oldukça samimi ve anlaşılır yazılmış. Fakat örneğin cümleler çok kısa. Tek kelimelik cümlelerle yazılmış. Karakter, hayatı basite indirgediği için cümleleri de çok kısa ve basit anladığım kadarıyla. Bu özellikle yapılmış gibi anladım. Kitabın ortalarına doğru şu hisse kapıldım. “Eee yani ne anlamam gerekiyor şimdi bundan?” Gündelik hayatı o kadar basit ki, hep bunları anlatıyor. Bir sayfa sonra asıl konuya girecek ve derinleşecek ümidiyle okuyorsunuz ama öyle olmuyor. Bu kitabı almak isteyenler ya da alıp henüz okumamış olanlar böyle bir beklentiniz olmasın. Kitabın verdiği ana fikir güzel ama aynı ana fikri daha derinlikli hikayelerde de bulabilirsiniz. Yine
Naif. SüperErlend Loe · Siren Yayınları · 20181,402 okunma