"Oğlum Maysalbek'i ve bütün kahramanları selamlıyorum elbet. Onun kahramanlığından da gurur duyuyorum. Ama hiçbir şan, hiçbir şeref onu bana geri getiremez ki! Şan ve şerefin böylesini hiçbir ana hayal etmez. Analar çocuklarını yaşasınlar diye doğururlar, dünyada mutlu olsunlar diye doğururlar."
"Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa, çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa, her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyordu. O anı geçirince söz soğuyor, katılaşıyor, insanın yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp atmak hiç de kolay olmuyordu."
"Allah güzeldir ve güzeli sever. Güzel olan her şey O'ndan gelir. Güzelliğin, ruhu içine çektiği saat, gerçekten canlı olduğumuz yegâne saattir. O anın yoğunluğu karşısında sessiz bir ürperişle dururuz. Onu her zaman dile dökemeyiz belki ama hissederiz, duyumsarız. O bir köşe başında, bir çocuğun gülümsemesinde veya bir kuş ötüşünde, bir ağacın dalları meyveyle eğildiğinde, ormanda uğuldayan rüzgârda ansızın belirir. İnsanın yüzünde belirir, kainatın yüzünde belirir. Marifet ona ruhunu açık tutabilmekte, seninle konuştuğunda onu dinleyebilmekte."
"Sordum ona, Senin de yüreğin çarpıyor mu? diye. Herkesinki çarparmış. Ama kimininki aydınlık olurmuş, kimininki karanlık. Dışarıdan hangisinin karanlık, hangisinin aydınlık olduğu nasıl anlaşılır İnci? Nevin' e sordum: Dünyanın en zor işidir onu birbirinden ayırmak, dedi."