Bilge Aslan

Bilge Aslan
@_bilgeeaslan
Herkesin bahanesi var, senin yok. Günahlı bir gölgenin serinliğinde biraz bekleyebilirsin, daha sonra burada kalamazsın, başa dönemezsin!
Üstlerindeki göğe hiç bakmadılar mı? Biz, onu nasıl bina ettik (kurduk) ve onu nasıl süsledik; onun hiçbir çatlağı yoktur. Yere de (buna rağmen bakmadılar mı?) Onu (nasıl) yayıp döşedik ve ona sabit (ulu) dağlar koyduk! Orada gönülleri açan her çeşit çift (bitkiler)den bitirdik. (Bunların hepsini, Allah'a) yönelen her kulun kalp gözünü açmak ve (ona) ibret vermek/(kulluk görevini) hatırlatmak için (yaptık). Gökten de bereketli bir su indirdik, onunla da bahçeler ve biçilecek tane(li ekin)ler bitirdik. Kullara rızık olsun diye, küme küme tomurcuğu olan uzun boylu hurma ağaçları (yetiştirdik). Biz o (su) ile ölü bir memlekete can verdik. İşte (kabirden dirilerek) çıkış da böyledir. Kâf 6,7,8,9,10,11
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ne kendini ne de olayları yargıla! Ne alkışlayıp böbürlen ne de kendini kötüle. Nehir akıyor, sen o akışın farkında olmaya devam et.
Sayfa 68
Etki alanını keşfedip orada ufak bir girişimde bulunmak insanı umutsuzluktan kurtarıp umutlu insan olma yolculuğuna çıkartır. Beyin çabayı hisseder ve dopamin salgılar. Umutlu kişi, çevresi ne kadar zorlu ve koşulları ne kadar kötü olursa olsun ayakta kalmayı, umutsuzluğa düşmemeyi başarır. Nazi kampında zor koşullarda varoluşunu ayakta tutabilen bir kişi olan ve İnsanın Anlam Arayışı kitabını yazan Victor E. Frankl bu alanı keşfetti ve özet olarak şunları söyledi; birey kendi değerleri ve inançlarıyla ilişkisini sıkı kurarsa kendisine bir alan yaratır. Bu alan sayesinde de biyolojisi, aklı, ilişkileri, duyguları ve değerleriyle aşkın bir amacı gerçekleştirmek için ayakta kalır. Umutsuzlukla mücadelede öğrenilmiş çaresizliğin üstesinden gelebilmek önemlidir. Ve bunun da yolu ufacık da olsa ilk adımı atmaktır.
Sayfa 65
İnsan umutsuzsa ne yapacağını bilemez duruma gelir. Önceliğinin ne olduğunu idrak edemez. "Hangi adımı atarsam atayım fark etmez, zaten yaşamanın da bir anlamı kalmadı",demeye başlar. Umutsuzluk kişinin cesaretini de şevkini de kırar. "Çıkış yolu yok," duygusu güçlendiği için bireylerde belirli kişilere, kurumlara ya da hayata, hatta Allah'a isyan başlar. Orhan Gencebay'ın dediği gibi, "Kaderin böylesine yazıklar olsun" tavrı hakim olur. İsyanın temelinde aldatılmışlık ve haksızlığa uğramışlık duygusu vardır, alttan alta sinsi bir öfke oluşur. Kişi farkında değildir ama konuştuğunda o duygunun orada durduğunu görebiliriz. "Abim ablam hakkımı yedi; bu toplum, bu eğitim sistemi hakkımı yedi," gibi ifadelerde bulunur. Bu öfke dolu hâlin altında yatan sebeplerden biri de dikkate alınmama, yok sayılma duygusudur. Tıkanıp kalma. Umutsuz insan kendini bir çemberin içinde hisseder ve nereye dönerse dönsün bir çıkış bulamaz. Saat kadranı gibi düşünün; akrep on ikiyi gösteriyor ama önü kapalı. Saat üç, önü kapalı. Saat altı, önü kapalı. Kendisini evrenin geri kalanından yalıtılmış hisseder, aslında sonsuza kadar yalnız kalma korkusudur çektiği. Şimdi ve burada yoksam, ileriyi de göremem. İşte umutsuzluk içindeki kişi için de gelecek yoktur. O da çoğunlukla geçmişe yönelerek bu duruma tepki verir. Bu da bazen hezeyanlara, bazen de melankoliye yol açar. Kişi sürekli ya uğradığı haksızlıklardan ya da geçmişteki görkemli günlerden söz etmeye başlar. Ayrıca umutsuzluk hissi sinsidir. Umutsuzluğun yarattığı ruh hålinden kurtulmak isteyen kişinin, başka meşgaleler yaratmaya çalışırken kendini işkolik, alkolik ya da çarpık ilişkiler yaşar hâlde bulması da olasıdır.
Sayfa 64
Bireysel çıkarlarının sınırları içinde kaldığı sürece insan, hayatında anlam bulamaz. Anlam için "biz"ı keşfetmesi lazım. "Biz"i keşfeden ve kendi potansiyelini geliştirerek olabileceğinin en iyisi olma yoluna girmeye niyet eden insan ise çıktığı yolculuktan hiçbir zaman pişmanlık duymaz. Zorluklar içinde olabilir, bedensel hastalıkları olabilir, ekonomik koşulları iyi olmayabilir ama doğru yolda olduğunu hissettiği andan itibaren özünü, hayatını yaşıyor demektir. Savaşçının niyetinin saflığını keşfetmesi budur.
Sayfa 59