İslâm'ın insan tanımı, hem fikrî hem de fiili düzlemde oldukça köktencidir; çünkü insanlığı temsilen Hz. İnsan'ı, Hristiyanlık'ın tersine, Tanrı'nın katına, huzura çıkarmış (mirâc); böylece hem Kadir-i Muhtâr olan Tanrı'ya nispetle, Evren'deki nedenselliğin, O'nun mutlak ihtiyârına bağlı ceriyyu'l-âde olduğunu, yine O'nun tarafından hark edilebileceğini, dolayısıyla îcâbi yani zorunlu olmadığını göstermiş; ayrıca O'nunla insan arasındaki tüm metafizik fail ara-var olanları temizleyerek, fizik âmil nedenlere dönüştürmüş, hem de huzurda, bezm-i elestteki sahneyi tekrar canlandırarak İnsan'ı, O'nun muhâtabı kılmıştır.