beşikten mezara talebe

beşikten mezara talebe
@_birkul_
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ âmâdedir,lütfûna vabestedir ebediyet bahçelerim... Tarih | Felsefe | Sanat | Kitaplar | Doğa
Kalbimi bıraktım
İslâm'ın insan tanımı, hem fikrî hem de fiili düzlemde oldukça köktencidir; çünkü insanlığı temsilen Hz. İnsan'ı, Hristiyanlık'ın tersine, Tanrı'nın katına, huzura çıkarmış (mirâc); böylece hem Kadir-i Muhtâr olan Tanrı'ya nispetle, Evren'deki nedenselliğin, O'nun mutlak ihtiyârına bağlı ceriyyu'l-âde olduğunu, yine O'nun tarafından hark edilebileceğini, dolayısıyla îcâbi yani zorunlu olmadığını göstermiş; ayrıca O'nunla insan arasındaki tüm metafizik fail ara-var olanları temizleyerek, fizik âmil nedenlere dönüştürmüş, hem de huzurda, bezm-i elestteki sahneyi tekrar canlandırarak İnsan'ı, O'nun muhâtabı kılmıştır.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Kudemânın deyişiyle, f-i-k-i-r ile k-ü-f-ü-r, büyük kök uyumu gereği aynı kökten gelir, fikir teemmülle gerçeğin örtüsünü açmak, küfür gerçeğin üstünü örtmek demektir. Fikredenler gerçeği açığa çıkarır, küfredenler saklarlar; çünkü aklında fikr olmayanın dilinde küfr olur, böylece diliyle aklını örter... Halbuki kulluk , yaratılanın yaratıldığı hâl üzere olması demek ise insan için akletmek kul olmaktır. Kul olmak ise ancak ve ancak ken-dini idrak etme ile kısaca idrák-i taayyün-i şahsı, yani kendilik-bilinci ile başlar, hareket-i manevi ile yani daim tefekkürle devam eder; bu nedenle urefâ hayata seyr-i şuúri yani şuûrlu/ayık yolculuk adını vermiştir.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Alıntı
Kendilik-Bilinci Üzerine
Kendilik-bilincinin metafizik zemini, muhatap alınmadır; insanın Tanrı tarafından hitâba lâyık görülmesi, halifesi olarak muhatap kabul edilmesidir; çünkü muhatap olmak, hitap edilmek için hitap edenin fiziksel anlamda bir yön söz konusu olmamakla birlikte- yönelimine (intentio) konu olmak gerekir. Tanrı'nın insana bu yönelimi, insan-olmaklığın anlamını verir; çünkü hitâb muhâtaba yapılır. İnsan, hangi açıdan Tanrı'nın muhâtabıdır; O'nun yönelimine muhatap olmuştur? Muhâtap olmanın yönü tekliftir; başka bir deyişle Tanrı'nın insana yaptığı teklif... Tanrı'nın teklifi, insanı mükellef kılmıştır.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Alıntı
Nazar, yani her çeşidiyle tefekkür insan olmanın ilkesidir; zaten akıl olmadan insan formuna beşer denir. Beşer doğulur, ama süreçte insanlaşılır; mükellefiyet de, mesûliyet de bu sürecin sonunda hâsıl olur. Süfilerin, İslâm'ın beşeri insanlaştırdığını söylemeleri de bu anlama gelir.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Alıntı
İslâm kültüründe tarihin bir bilim olarak kurulmasında, nübüvvet ve ona eşlik eden sîret ile hadis ilminin son derece önemli bir yeri vardır. Bu nedenle hemen söyleyelim ki, modern dünyada tarihsizlik, Müslümanların düçar olduğu en büyük felaketlerden biridir. "İslâm tarihinin bile İslâmi olmadığını" söyleyenler, mütevâtırâtın ve ona bağlı nübüvvetin akıbeti konusunda susup kalırlar...
Sayfa 33·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam