Bende böyledir. Anılarla düşler iç içe
gelişir. Birbirinden ayrılmaz.
Düşler anıların kız çocuklarıdır.
Sen yaprak bakışlı küçük kız, eğil bir yol öpeyim yanağından. *
Yeni biri, yeni bir arkadaş sıkar beni.Neler konuşabilir
insan yeni bir kişiyle. Yeni bir kişiyle dost olunabilir mi? Bu yüzden diyorum ki insan anılarıdır.
Kabul edeceğim tek yeni kişi Elif Zeyno olabilir.
O da yeni sayılmaz; bizim (senin, benim, Memo’nun) yeni bir biçim lenişi, yeni bir dirim kazanması belki. *
Selâm ona.
*
Selâm sana.
Cemal Süreya
Bir de şiir yazıyorum bu arada.
Ayrı bir şiir.
Uzun bir şiir. Hiç yayımlanmayacak. Sende kalacak. Bir şairin, sevdiğine en büyük armağanı, yayımlanmayan, hiç de yayımlanmayacak bir şiir
olabilir. Böyle düşünüyorum . Her yıl böyle bir şiir yazacağım sana. Saklarsın. İstersen ben öldükten sonra yayımlarsın. Ben ölene dek yayımlamak yasak. İstersen sen de hayatın boyunca sakladıktan sonra Memo’ya verirsin. O ne isterse yapar.
Masada tabaklar neşesiz
Koridor ıssız
Banyoda havlular yalnız
Mutfak dersen derbeder ve pis
Çiti orda duruyor, ekm ek kutusu boş
Vantilatör soluksuz
Halılar tozlu
Giysilerim gardropda ve şurda burda
Mem o’nun oyuncak sepeti uykularda
Mavi gece lâmbası hevessiz
Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
Radyo desen sessiz
Tabure sandalyelerden çekiniyor
Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını,
ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi...
Cemal Süreya
"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz."
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere,
O gülün yüzü gülmüyor sensiz.
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bugünlerde...