Hayat biraz da böyledir, insan neye çok anlam yüklerse oradan batması muhtemeldir. En çok kıymet verdiğin gözden düşürür, hatırını en çok emek verdiğin kırar, her zaman hâlini sorduğun kimse seni unutur, tâ ki kaybedince hatırlar. Vefâ gösteren çok azdır ama vefâlı olanın değerini bilen çok daha azdır.
Anlam, her şeyi yerli yerine koymadır.
Bu yazıyı okuyan kişi, yani sen; sadece sen olduğun için, doğduğun ve bu evrenin anlamlı bir parçası olduğun için, birilerinin evladı, akrabası, eşi, arkadaşı, kardeşi olduğun için, kendi hayatına, dünyaya, etrafındaki sorunlara kafa yorup çözümler aradığın için, her sabah duygu durumun ne olursa olsun o yataktan çıkıp hayat mücadelesine katıldığın ve akşamları şerefinle eve yorgun döndüğün için kıymetlisin, önemlisin ve sevilmeye layıksın.
Işık'a âşığım. Ama karanlığa da meftunum. Bahar en sevdiğim mevsim ama güzün o mahsun yüzünü de seviyorum. Estetik hazları sevdiğim gibi dönüştüren, derinleştiren acıyı da seviyorum. Güneş'i sevdiğim gibi Ay'ın tekinsizliğini de seviyorum. Geceyi çok seviyorum. Uçmayı çok, çok seviyorum. Ama bazen düşmeyi de seviyorum. Dibe vurmayı da. Gök'ün sonsuzluğuna erişmeyi ve aynı zamanda uçurumun en dibinin keşfini de evet...
Çünkü yaşam böyle muhteşemdir.