"Dünya, hayvanların kapatıldığı, düzmece dağların, yapay ormanların, göle benzer su birikintilerinin bulunduğu, ama dört bir yanından demir parmaklıklarla çevrilmiş bir hayvanat bahçesine benzetilebilirdi."
"Bir yük mü kalkmıştı sırtımdan? Yaşama yükü mü? Gerçekte, anamdan beli bükük doğmuştum. Evren bana kocaman bir kafes, daha doğrusu bir çeşit kocaman zindan, gökyüzü, ufuksa ötesinde başka şeylerin bulunduğu —ne acaba?— duvarlar gibi geliyordu." Uçsuz bucaksız bir uzaydaydım, ama yine de dört duvar arasına kapatılmış durumdaydım. Daha doğrusu, ben tür kocaman gemideydim, gökyüzü de kocaman kapaktı sanki. Sayısız tutuklu vardı zindanda. Bu insanların çoğunun işin bilincinde olmadığını sanıyordum. Ne vardı acaba kalın duvarların ötesinde.