Senenin şu son günlerinde yakın zamanda okuduğum, okurken de çok keyif aldığım iki kitapla geldim. Byung-Chul Han'ın Yorgunluk Toplumu ve Palyatif Toplum adlı eserleri, günümüz insanının ruh halini ve toplumsal yapısını derinlemesine işlediği iki muazzam kitap.
Yorgunluk Toplumu, bireyin üzerinde hissettiği performans baskısı nedeniyle kendini sömürüsünü ve bu baskının yarattığı depresyon, tükenmişlik sendromu, yetersizlik hissi sorunlarını ele alıyor.
Palyatif Toplum ise bireyin acıyı hayatın doğal bir parçası olarak kabul etmek yerine ondan kaçmaya çalışmasını eleştiriyor. Han, bu kaçışın bireyi yüzeyselleştirdiğini ve acının öğretebileceği derslerin farkına varılmadığını vurguluyor.
Kitaplar bittiğinde birçok soru akıllara gelebilir, benim aklıma ilk gelen soru şunlar oldu: Palyatif Toplum'da eleştirilen acıdan kaçma çabası insanın kendini bu baskılardan kurtarmak için bulduğu yüzeysel bir çözüm müydü? Eğer öyleyse birey üretim baskısı hissederken içine girdiği psikolojik baskıdan nasıl kurtulmalıydı? Baskı ve tükenmişlik sorunlarını çözmek yerine, bu tür sorunları konfor alanına sığınarak görmezden gelme, yani acıdan kaçma eğilimiyle nasıl başa çıkılması gerektiğiydi. Birey gerçekten özgür müydü, yoksa modern toplumun dayattığı normlar içinde sıkışıp kalmış mıydı?
Byung-Chul Han'ın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum, size de çok tavsiye ediyorum.