Her usta, bir baba gibi çırağını sevmek, korumak ve eğitmekle yükümlüydü. Çünkü işi sonra çırağına miras kalacaktı. Bunun karşılığında çırağın görevi de ustasının işini öğrenmek, onu dinlemek ve ona itaat etmekti. Usta ile çırak arasına sevigisizlik ve isyankârlık girerse, tıpkı bir baba oğula olacağı gibi ikisi de biter, iş de yarıda kalırdı.
Birkaç yerde gerçekten sesli gülmeme, o kısımları işaretleyip sonra tekrar okuyup tekrar gülmeme sebep olan bölümler içeren kitap oldu kendileri. En sevdiğim İhsan Oktay Anar kitabı mı? Hayır. Ama bence güzel bir kitap. Tavsiye edilir. :)