Bir insanın kalbi durunca öldüğünü söyleriz. Bana biraz keyfî geliyor bu... Belki insan asıl beyni durunca ölüyor, yeni bir düşünceyi idrak etme gücünü yitirince.
Ama öte yandan, çocuklarda şu garip duygu yoğunluğu vardır, büyüdüğünüzde erişilmesi mümkün olmayan bir şiddetle bir şeylere özlem duyarsınız, zamanın önünüzde uzadıkça uzadığını ve ne yaparsanız yapın, sonsuza dek böyle devam edebileceğini hissedersiniz.
Geçmiş tuhaf şey. Hep yanınızda taşıyorsunuz. Bana öyle geliyor ki on, yirmi yıl önce olmuş şeyleri düşünmeden geçirdiğiniz bir saat bile yoktur, ama yine de çoğu
zaman geçmişin, bir tarih kitabındaki bir sürü bilgi gibi öğrendiğiniz bir olgular kümesinden ibaret kalması dışında bir gerçekliği olmuyor. Derken rasgele bir görüntü ses veya koku ama özellikle de koku sizi bir anda alıp
götürüyor ve o zaman da geçmişi hatırlamakla kalmıyor içine giriyorsunuz. O sırada bana da öyle olmuştu işte.