Gece yarısı, susayan Leyla uyanınca hâlâ el ele olduklarını gördü; parmakları sıkı sıkı, eklem yerleri bembeyaz kesilinceye kadar yapışmıştı birbirine; çocukların balon iplerine sarılışındaki hırsla.
"Azize. Azize." Tarık gülümsedi sözcüğün tadına baktı. Oysa Raşit ne zaman kızının adını söylese, Leyla bu seste hep bozuk, sakat bir tını hissederdi; hatta terbiyesizce.
Dudağı şişmişti; diliyse ikide bir, Raşit'in iki gün önce döktüğü, alt kesici dişinden kalan boşluğa kayıyordu. Anne'yle Babi'yi kaybetmeden, hayatı tersyüz olmadan önce, Leyla insan bedeninin bunca dövülmeyi, böyle şiddetli ve düzenli bir dayağı kaldırabileceğine, dahası, işlevlerini sürdürebileceğine inanmazdı.