Dünyanın manzaralarını, sadece başkasından işitmekle öğrenmiş bir anadan doğma kör tasavvur et Necdet... Bu biçarenin gözlerini en güzel bir yaz gününün manzarasına karşı dünyaya aç ve üç beş saniye sonra kapa... Başının içinde bu hayalle onun yaşayabilmesini nasıl ümit edersin?
Ben, Sâra’nın ıslak yanaklarına parmağımla dokunmaya, gözlerinin içine bakmaya cesaret edebilir miydim? Hem bu, nasıl mümkün olurdu? Ona elimi dokundurduğum dakikada bir rüya gibi silinip gitmez miydi?
Tam sevdiğim insan azdır. Haklarında iyi düşündüğüm insanlarsa daha az...Memnuniyetim, ne kadar insan tanırsam o oranda azalıyor. Her günüm bana insan karakterinin iradesizliği hakkındaki düşüncemi ve gösterişe aldanıp kimseye fazla güvenmememi öğretiyor.