“Ama devletin, özellikle de özgür devletin, dine karşı tutumu, devleti oluşturan insanların dine karşı tutumundan başka bir şey değildir. Bundan, insanın, bir kısıtlamadan soyut, sınırlı ve kısmi biçimde kurtulurken, kendisiyle çelişkiye düşerek, bu kısıtlamadan devletin aracılığıyla, politik olarak, kurtulması sonucu çıkar. Bir başka sonuç da, insanın kendisini politik olarak kurtararak, dolaylı yoldan, zorunlu da olsa bir aracı sayesinde kurtardığıdır. Buradan çıkan son sonuç da, insan, kendini devlet aracılığıyla tanrıtanımaz ilan etse bile, yani devleti tanrıtanımaz ilan etse bile, kendini dolaylı yoldan, bir aracı yoluyla tanımladığı için, onun yine hâlâ dinsel saplanmışlık içinde kalacağıdır. Tam da burada din, insanın kendisini dolaylı yoldan, bir aracı yoluyla tanımlayışıdır.”