Bir ev nasıl yılda bir defa temizlenir, örümcek ağlarından kurtarılır, kiremitleri aktarılır, sıvanır, yıkanır,. onarılır ve
badana edilir, yani yeni yapılmış hale getirilirse, bir ruh da,
yılda bir kere, böyle bir genel temizlik ve revizyon ister.
Bir şehrin temizlenmesi, onarılması, yeniden yapılması, sıva, boya ve badanaların tazelenmesi ile müslüman bir şehrin
oruç boyunca ruhi canlılık ve hareketi, yükselme ve ilerlemesi birbirini çok andırır. Oruç, demek ki, bir noktadan
bakılınca, ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi oluyor. Oruç, tek başına bellibaşlı ibadetlerden olduğu gibi, bir de öbür ibadetlerin yatağı olmak gibi bir özellik taşıyor.
Kur'an en çok bu ay okunuyor, namaz en çok bu ay kılınıyor.
Bu ay başka bir ay…
Kalbin daha çok duyduğu, ruhun daha çok sustuğu bir zaman.
Ramazan, insana yavaşlamayı öğretir.
Ve bazı kitaplar vardır ki tam da bu aya yakışır…
Sezai Karakoç’unSamanyolu Ziyafet’i gibi.
Bu çağ hız isterken,
bu satırlar tefekkür ister.
Bu dünya konuşurken,
bu kitap içe dönmeyi fısıldar.
Ben bu videoda bir kitabı değil,
Ramazan’ın kalbime bıraktığı sükûtu paylaştım.
Çünkü bazı ziyafetler sofrada değil,
ruhta açılır… :)
Samanyolunda ZiyafetSezai Karakoç
Onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin? Neden, geçirdiği her dakikanın hesabını sordun, içini
ezdin? Neden, korkuyu göğsünden çekip almadın? Neden,
suçluluk duygusunu üzerinden atmasına yardım etmedin?
Neden...