Düşünmek, hissetmek o kadar zor geliyor ki özellikle de son bir haftadır. Bi şeyleri düşünememek, hissedememek öylesine tuhaf ki.. Her gözümü kapattığında düşündüğüm "o" bile yoktu artık. Sadece simsiyah bi ekran. Sadece ben ve benim hissizligimin olduğu bir ekran.
Benim görüşüme göre, bir dil nasıl ancak gerçekten öğrenilince konuşulabiliyorsa, karakterler de ancak insanları iyice inceledikten sonra yaratılabilir.
Geçmişleri arayan artık gerçekte var olmayan geçmişe boğuk sorular yönelten bu gölgeler onların kendisi değil miydi? Gölgeler, canlanmak isteyen ama bunu başaramayan gölgeler... Ama tıpkı ayaklarının dibindeki bu kara hayaletler gibi kendilerini bulmak için boş yere didiniyor, cansız ve güçsüz cabalarla kendilerinden kaçıp, kendilerini yakalamaya çalışıyorlardı.