Sen bir çığlık atarsın, dünya bir fısıltı duyar. Sen tüm çabanla koşup bir yerlerden kaçmaya, bir yerlere varmaya çalışırsın, dünya kıpırdadığını görmez. Küçücük kalbin göğüs kafesinin içinde çırpınırken dışarıya gülümsersin ya hani, işte bu tarih sayfalarının görüp görebileceği en güçlü harekettir, bıraksınlar kahramanlık hikâyelerini.
Aydınlıkta yürüyeceğini sandığın bir yolun kararması, aslında hepimizin hayatlarının özeti bu değil de nedir? Hiçbir şeyin umduğun gibi olmaması, hiçbir şeyin hayal ettiğin gibi olmaması, hatta ve hatta her şeyin hayal ettiğinden çok daha kötü olması ama senin dışarıya gülümsemen... Hiç yaşadın mı bunu? Kazanacağımızı sandığımız sınavlar, seçileceğimizi sandığımız işler, sevileceğimizi sandığımız insanlar, mutlu olacağımızı sandığımız şehirler, evler...
Hayatta başıma gelen hiçbir şey hayata karşı heyecanımı ve hevesimi kaybetmeme neden olamamıştı. Ben yere düşerken kendisine gülen insanlardandım, başıma ne gelirse gelsin gülümsemeye devam etmiştim. Mutsuzluk kapımı zorlarken kapımı defalarca kilitlemiş, önüne bir dolap yaslamış ve onun hayatıma girmesine izin vermemiştim.
Sen bir katilsin ama suç işlemedin. Suç işlemeden katil olanlar sadece kalp kıranlardır. Keşke " Beni" öldürseydin; " Kalbimi" değil! Üzülme sakın. Yaşayan ölülere yas tutulmaz sevgili.