Bisiklete binmeyi öğrenmek için geç kalma çocuk. Büyüyüp ağırlaştıkça, sana yardımcı olacak kişinin bisikleti dengede tutması,
senin peşinde koşması
ve düşerken seni yakalaması zorlaşacak.
Bir çocukluk olarak görüp küçümseyeceksin
belki de bisiklete binmeyi.
Yol büyüyecek gözünde,
güvenemeyeceksin dizlerine.
Vakit varken asıl pedallara.
Yol boşsa hızlı da gidebilirsin.
Fakat ellerini bırakma sakın.
Boşluğa terk edilen ellerde değil,
nereye tutunacağını bilen ellerde özgürlük.
Mektuplar sadece haberleri taşımazdı...
Özlemeleri, bilgiyi, hikmeti
en önemlisi de huzuru taşırdı.
Mektuplar hacimde hafif, manada ağır bir yüktü.
Postacı memurların yüzüne hiç baktınız mı bilmem
Ama ben her baktığımda
taşıdıkları haberlerin ağırlığını görürdüm.
Girdiğinde kapıyı yavaça aç,
çıktığında ise kapıyı yavaşça kapat.
Bu dünya öyle bir yer ki haktan ibarettir.
Canlı cansız, dilli dilsiz herkesin bir hakkı vardır.
Kapıyı hoyratça çarpıp gidersen senden hakkını,
seni kendisine tekrar muhtaç ederek alır..
Zamanın geçmesini beklemek mi
yoksa hemen harekete geçmek mi?
Bir şeylerin düzelmesi için araya konan zaman
o şeyleri düzeltir mi yoksa iyice
içinden çıkılmaz bir hâle mi sokar?
Deneyimin bir sonucu olsa da zamana bırakmak
pek de doğru değildir.
Evet, bazı durumlarda çok işe yarasa da
belki bir cümle ile düzelebilecek bir şeyi
yıllarca beklemek çok da mantıklı değil.