Emine ATEŞ

Pes ediyorum artık yok olmuyor.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Birçok insan Nur Suresi'ndeki (24:26) şu ayeti yanlış anlıyor: “İyi kadınlar iyi erkekler içindir, iyi erkekler de iyi kadınlar içindir.” Bu ayetin, salih bir kişinin her zaman salih bir eşle evleneceğini garanti ettiğini varsayıyorlar. Ancak ayetin anlamı bu değildir. Âlimler, bu ayetin evlilik uyumluluğu değil, saflık, masumiyet ve iftira bağlamında indirildiğini açıklıyorlar. Bu ayet, kiminle evleneceğinizden değil, karakter ve doğruluktan bahsediyor. Eğer bu ayet evlilikle ilgili olsaydı, bazı inkar edilemez gerçekler var olmazdı. Nuh'un (aleyhisselam) inkar eden karısı vardı. Lut'un (aleyhisselam) kendisine ihanet eden bir karısı vardı. Ve tarihin en kötü zalimi Firavun, gelmiş geçmiş en büyük kadınlardan biri olan Asiye ile evliydi. Bu örnekler, doğruluğun evlilik yoluyla garanti edilmediğini kanıtlıyor. Peki, Asiye gibi saf bir kadın nasıl Firavun ile evlendi? Çünkü bu dünya cennet değil. Bu dünya imtihandır ve Allah bazen en sevgili kullarını cezalandırmak için değil, yükseltmek için acı verici durumlara sokar. Asiye evliliğinden dolayı değil, evliliğine rağmen onurlandırıldı. İmanı o kadar sarsılmazdı ki, gelmiş geçmiş en zalim adamın çatısı altında yaşamak bile imanını zayıflatamadı. Aksine, sabrı onu Sahih Buhari'de (3436) belirtildiği gibi en yüksek mertebelerden birine yükseltti. Onun duası Kur'an'da sonsuza dek korunmuştur: “Rabbim, bana cennette, sana yakın bir ev yap.” — (Tahrim Suresi 66:11) Öncelikle cennette bir ev istemedi. Allah'a yakın bir ev istedi. İşte ulaştığı yakınlık seviyesi budur. Yani gerçek basittir: Firavun, Asiye için bir nimet değildi. Onu milyonların üstüne çıkaran bir imtihandı. Ve Allah, onun hikayesi aracılığıyla bize derin bir şey öğretiyor: Eşiniz değerinizi belirlemez. Dereceniz kiminle evlendiğinize bağlı
Din
Dünyanın yorgunluğu secdede hafifliyor. Elhamdülillah 🥹
Bazen durup düşünüyorum da, insan en çok ne zaman yorulur diye. Cevabı çok net aslında; anlaşılamadığında. Kendini anlatamadığında değil, anlatmak istemeyecek hale geldiğinde. Çünkü bir noktadan sonra kelimeler de yetmiyor. İçinde olan şeyleri döksen bile kimsenin tam olarak hissedemeyeceğini biliyorsun.İnsanlardan yoruldum demek aslında çok basit kalıyor. Yorulduğum şey, gördüğümle duyduğumun aynı olmaması. Yüzüme söylenenlerle arkada olanların farklı olması. Güvendiğin yerde kendini sorgular hale gelmek. İşte asıl yorgunluk bu. Ve bu yorgunluk sadece bir duygu değil. İçimde olanlar bedenime de işliyor. Kalbim bazen sebepsiz yere ağrıyor, sanki içimde taş gibi bir şey var. Nefesim daralıyor, derin bir nefes almak bile zor geliyor. Geceleri uyuyamıyorum, uyusam da dinlenmiş uyanmıyorum. Sanki ruhum yoruldukça bedenim de pes ediyor.Daha garip olanı ise şu; kalabalıkların içinde bile yalnız hissediyorum. Herkes konuşuyor, gülüyor ama ben sanki başka bir yerdeyim. İçimde bir boşluk var ve neyle dolduracağımı bilmiyorum. Eskiden iyi gelen şeyler bile artık aynı etkiyi bırakmıyor. Belki de en çok kendime kızıyorum. Herkese yetişmeye çalıştığım, herkesi kırmamaya uğraştığım için. Kendimi hep ikinci plana attığım için. Ama insan bunu fark ettiğinde bile hemen düzeltemiyor. Çünkü alışmış oluyor susmaya, idare etmeye, görmezden gelmeye. Şimdi tek bildiğim şey şu; böyle devam ederse içimde kalan son gücü de kaybedeceğim. O yüzden belki ilk defa kendim için bir şey yapmam gerekiyor. Herkesi değil, önce kendimi düşünmem gerekiyor. Çünkü insan en çok kendini ihmal ettiğinde tükeniyor. 🤍✒️
Duygu ve Düşünce
Gerçekten bazen bir sabah güneşiyle unutup gitmek gerekiyormuş. Vefasızın ve nankörün yası tutulmazmış.
Reklam