Bir çocuk kitabı yüreğinize dokunabilir mi ?
•
''Bu arada adım August. Size nasıl göründüğümü anlatmayacağım.
Aklınıza ne geliyorsa muhtemelen ondan daha kötü görünüyorumdur.'' diye hayal gücünüzü zorlayarak ve üzerek başlıyor kitap.
Nasıl yüreğinize dokunamasın ki..
•
7'den 70'e okunabilir diyebileceğimiz nadir kitaplardandır 'Mucize'.
İlk okul eğitimi annesi evde veriyor August'a. Ortaokula geçtiğinde ise okula gitmesi gerekiyor. Bilirsiniz okul çocukları bazen acımasız olabiliyor, buda August için bir kabus demek. Fiziksel görünüşünden dolayı kendisi, arkadaşları kısacası
çevresi ile verdiği mücadeleyi okuyoruz.
•
Bir çocuk dilinden yazılmasına rağmen okuması çok keyifli ve kurgusu çok akıcı. Çoğu yerde beraber sevinip üzülüyorsunuz, yazar duygusal bağ kuruyor sizinle. Çoğu zaman bir sonraki sayfayı merakla bekledim, okudum.
•
Aynı zamanda kitabı kız kardeşime de okuttum. Elimden geldiğince ortaokul, lise çağlarında ki çocukların bu kitabı okuması için çabalıyorum.
•
Okurken empati yeteneğinizi eleştireceğiniz bir kitap. Kesinlikle tavsiyemdir.
•
•
•
MucizeR. J. Palacio · Pegasus Yayınları · 201615,6bin okunma
O ürün büyüdüğü, hasat edildiği zaman, kimsenin eli sıcak toprak topağına değmemiş, kimsenin parmakları arasından yere toprak elenmemiş olacaktı. Ne kimse tohuma eliyle dokunmuş, ne kimse büyümesi için özlem duymuş olacaktı. İnsanoğlu kendi yetiştirmediği şeyi yiyecekti. Ekmeğiyle arasında bir yakınlık olmayacaktı. Toprak o demirlerin altında doğuracak, yavaş yavaş o demirlerin altında ölecekti. Söz konusu olan sevgi ya de nefret değildi çünkü. Ne hayır dua vardı ortada, ne lanet.
Kulucaklı Yusuf-Sabahattin Ali
Öykücülüğü ile bilinen Sabahattin Ali’nin ilk romanı. Aydın’ın Kuyucak köyünden Yusuf; oldukça sıradan ve olağan bir karakterdir. Fakat onu değerli kılan; kopan parmağının yerine koyduğu, yaşadığı toplum şartlarında saf kalabilmeyi başarmış insanlığıdır.
Vahim bir olay sonrası Yusuf’a acıyan ve evlatlık alan kaymakam Selahattin Bey, keyfine son derece düşkün Yusuf’u hiç sevmeyen asla kabul etmeyen üvey anne Şahinde ve evin küçük kızı Muazzez. Olay kurgusu bu karakterler etrafında şekilleniyor; yer yer sevindiğimiz ama genel olarak kızdığımız bir takım olaylar.
Kitapta devlet kurumlarında ki rüşvet, haksız mevki edinme gibi olaylar üzerinden bürokrasi eleştirisi yapmış yazar. Fakat kurgu tam bir Yeşilçam filmi havasında; zengin, fakir, zulüm, eğlence, aşk, ihtiras, ihanet...
Tabi bütün bunlar Sabahattin Ali’nin yalın, anlaşılır ve ustalaşan kaleminden çıktığı için etkileyici bir hal alıyor.
Asıl ismi "Notre Dame de Paris" olan fakat bizim çevirmenlerimizin insanların ilgisini daha çok çekeceğini düşündüğü için kitabın hikayesine de uygun olarak ismini "Notre Dame'in Kamburu" olarak çevirdiği Victor Hugo'nun ilk kitabı.
Victor Hugo dönemin akımına uyarak bi ortaçağ konulu kitap yazmak istiyor ve kendisine başkarakter olarak bi katedrali seçiyor. Evet bu hikayede asıl karakter bir katedral. Yazar katedralin güzelliğini anlatmak için ağır ve bir o kadar da harika betimlemeler kullanıyor. Bu yüzden kitabın ilk yarısını okumak gerçekten emek ve sabır istiyor geri kalanı ise muhteşem bir hikaye...
Kilise zangocu ve meşhur kamburumuz Quasimodo, güzeller güzeli çingene kızı Esmeralda ve başdiyakoz Claude Frollo'nun ayrı ayrı aşklarını okuyoruz.
Dış görünüşünün aksine içinde merhamet ve temizlik barındıran Quasimodo...
Bir rahip olmasına rağmen romanın en kötü kahramanı Frollo.
Güzelliği ile herkesi kendine aşık eden ama aşkta mutluluğu bulamayan Esmeralda.
Başlarından geçen türlü olaylar ve muhteşem anlatımla kitabın kalan yarısını nasıl bitirdiğinizi anlamıyorsunuz.
Tabi bu aşkların arasında hala kendini gösteren katedralin güzelliği ve tasvirleri devam ediyor. 19. yy başlarında yıkılma kararı alınıyor katedral için fakat Victor Hugo'nun bu eseri ve halkında desteği ile yıkılmaktan kurtuluyor, restore ediliyor.
2019 yılında yaşanan feci yangın sonrası katedral şuanda da restore halinde.
Hakkında çekilmiş çok güzel belgeseller var kitabı okurken izlemeniz ve bu tarihi güzelliği keşfetmeniz dileği ile...