Yeni okuduğum bir bölümü aktarayım: Beyhaki’nin kitabında geçiyor: Lokman Hekim oğluna şu nasihatı yapmış: “Yavrum! Kendilerine vaat edilen şey (ölüm ve ahiret) insanlara nasıl da uzak geliyor, ancak vaat edildikleri şeye doğru süratli şekilde girmektedirler.”
Her gün bir şey için üzülmemiz gerekiyor aslında. her gün bittikçe bizden de bir parça kopmuş oluyor aslında. Eğer ki o günümüz ziyan olmuşsa. Ama bununla gerekenden fazla üzülerek ah vahh ederek o geçen günleri getiremeyiz. Hatta geçen günlere üzülerek dahi aslında vakit harcamış oluyoruz.
Hasan Basrî de “Ademoğlu! Sen iki bineğe bindirilmiş gidiyorsun. Gece gündüze, gündüz de geceye taşıyor. Yolun sonunda seni ahirete teslim edecekler. Senden daha tehlikede kim var acaba?”
Son olarak da iki dize vereyim konuyu özetlemiş oluruz biiznillah:
“Bir gün geçtiğinde birine yardım eli uzatmamış isem
O gün değildir hayatımdan, ilim de elde etmemiş isem”