Eski çarklı tren baş döndürücü yokuştan tırmanırken, Ed-
mond Kirsch yukarıdaki dağın testere dişini andıran tepesine
göz gezdirdi. Uzakta, dik bir uçuruma inşa edilmiş heybetli taş
manastır, dikey yamaca sihirli bir biçimde tutunmuş, adeta hava-
da duruyor gibiydi.
İspanya, Katalonya’daki mabet, kendisini aşağı çeken yerçe-
kimine dört yüz yıldan fazladır dayanıyordu. Asıl amacından,
içindekileri çağdaş dünyadan ayırma amacından ise hiç sapma-
mıştı.
Nasıl tepki vereceklerini merak eden Kirsch, ne tuhaf, bu sefer
gerçeği ilk onlar öğrenecek, diye düşündü. Tarih boyunca... özellikle
de tanrılarının tehdit edildiğini hissettiklerinde dünyanın en
tehlikeli insanları din görevlileri olmuştu. Şimdiyse arı kovanına
kızgın bir çomak sokmak üzereyim.
Tren dağın tepesine ulaştığında, Kirsch platformda kendisini
bekleyen yalnız birini gördü. Adam iskelete dönmüş bedenini
saran mor renkli geleneksel Katolik cüppesinin üstüne beyaz
bir tunik giymişti. Başında ise beyaz takkesi vardı. Kirsch, ev
sahibinin kemikli çehresini daha önce gördüğü fotoğraflardan
tanıyınca beklenmedik bir biçimde vücuduna adrenalin yayıldı-
ğını hissetti.
Valdespino beni karşılamaya kendisi gelmiş...