Efendimiz (s.a.v), muhatabı kim olursa olsun asla ve kat'a nezih üslubunu terk etmiyor ve gönül okşayan tatlı sözlerle kalplerdeki kabalığı ve katılığı eritmeye çalışıyordu.
En acı günlerinin birisini yaşamış olmasına rağmen bir ağacın altında durmuş, "gözümün nuru" dediği namazını kılmaya başlamıştı. Belli ki böyle durumlarda güç ve kuvvetin gerçek sahibine gönülden yönelmek gerekiyordu. Demek ki beşerî arızalardan kurtulup Rahmânî bir boyaya bürünebilmek için öncelikle duruşun iyi ayarlanması lazımdı.
"Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Kâfirlerin yüz çevirmelerinden mahzun olma, yaptıkları hilelerden dolayı da telaş edip darlanma! Çünkü Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve hep güzel davrananlarla beraberdir."