“Ben bu adamı karakola şikâyet edeceğim, yıllardır beni dövüyor, gelin şahitlik edin,” diye ağlıyorum. Birisi dedi ki, “Kızım kocandır,” kapıyı kapattı. Öbürü dedi ki, “Çocuğunu düşün,” kapıyı kapattı. Beriki dedi ki, “Olur böyle şeyler karıkoca arasında,” kapıyı kapattı. Ben apartmandan çıktım. Kapıyı kapattım…
Adamlardan çektim ama en çok anneme kızıyorum. Annem, ana olaydı, ben bunca eziyet görmezdim. Bir günden bir güne babam döverken araya girmedi. Gir, savun kızını, evladınım ya, benim yerime sen dayak ye gerekirse. Hoş, o kendi payına düşeni yedi çokça… Olsun, insan çocuğu eza çekerken susar mı? Dayak yedim sustu, el kadarken beni işe verdiler, kapıya ayağını koyup da kızımı göndermem o it kopuğun içine demedi, tecavüze uğradım ses etmedi, kocaya veriler, ses etmedi. Gene dayak yedim gene ses etmedi. Annem beni savunsaydı belki gene başıma aynıları gelirdi ama derdim ki en azından şu hayatta beni kollayan koruyan biri var.