Belki dünyayı kökten değiştiremiyoruz ama yaralı bir ruha, dertli bir başa teselli olduğumuz her seferinde dünyayı azıcık daha güzelleştiriyoruz.
Bir ruhun diğerine dokunduğu an, hayatın mucizesidir.
İnsan kafasının dindışı düşünme kalıbına alıştırılması, yüzlerce yıllık çabanın ürünüdür.
Şimdi insanların yeniden dinin öngörülerine göre düşünmesini sağlamak aynı şekilde çaba gerektiriyor.
İslâm'ı bugün öyle kavramak zorundayız ki, kendimizi şimdiye kadar İslâm hakkında hiçbir şey bilmiyormuşuz gibi farzederek yola koyulmalıyız.
İlk Müslümanlar , nasıl Müslüman olmuşlarsa, onların yolunuz izleyerek ve önyargılarımızı, cehalet döneminden kalma zihnî ve amelî alışkanlıklaımızı terkederek başlangıç noktasında durmayı deneyebilmeliyiz.
Gerçi teknoloji, kendi başına bir kötülük aracı değildir.
Bu kötülük, teknolojinin programlanmasından doğmaktadır.
Başka bir deyişle, insanın teknolojiye yaklaşmasındaki niyettir belirleyici olan. Teknolojiden niyetinizin yöneldiği hedefe göre bir hasıla elde edersiniz.