Aptal oldukları için başlarının üstünde gezinen yıldızlara bakıp düşünmüyorlardı, aptal oldukları için öğrenecekleri şeyin önce neye yarayacağını soruyorlardı, aptal oldukları için ayrıntılara değil özetlere meraklıydılar, aptal oldukları için birbirlerine benziyorlardı vb.
Gaudi’de, çirkinlik, güzellik, vahşet, saldırganlık, saflık, masumiyet, karmaşa vardı.
İlk eserlerini yaptığında çok alay edilmiş, çok eleştirilmişti.
Bir binasının yıkılması için dilekçeler bile yazılmıştı.
Eğer tanrının “meslektaşları” olsaydı sanırım o da dünyayı yaptığında aynı eleştirileri alırdı.
Kaprisli ve alaycı bulurlardı onu.
Gaudi’nin binalarına baktığınızda da küstah bir alaycılık seziyordunuz.
Hayatı biliyordun, şimdi ölümü öğrendin.
Ölümü öğrenip de yazamamak korkunç bir şey, değil mi Erdal ?
Biliyorsun ama yazamıyorsun.
Bir yazarın ölümündeki en acıklı yan bu olmalı.
Hiç kimsenin bilmediğini bilmek ve anlatamamak.
Her yazara, öldükten sonra bir sayfa yazma hakkı tanımalıydı tanrı.