Senin “Yozgatlı sanıldığı için üzülen bir Kırşehirli” olmana yıllarca gülmüştüm.
Sonra herkese anlatmıştın bunu.
Cenazende konuşacağım.
Sabah leylak kokuyor.
Seni edebiyatın sonsuzluğuna bırakacağız.
Hayatımıza girmiş ve oradan ‘suçlu ilan edilmeden’ çıkmayı başarmış kaç kişi vardı ?
Bu kadar çok suçlunun hayatımızda birikmesi bizi kuşkulandırmıyor muydu, bunca suçlunun ancak bir hapishanede bir araya gelebileceğini hiç düşünmüyor muyduk ?
Dünyanın en iyi mermerini bulduktan sonra kötü bir heykel yapmış bir heykeltıraş gibiydi, heykeli beğenmiyordu ama mermeri de kaybetmişti. Sevdiği mermer sevmediği heykelin içinde saklıydı ve o heykeli her düşündüğünde, kaybettiği ve bir daha asla ulaşamayacağı mermeri hatırlıyor, Dilara Hanım’ın kendisi için mutlak ve kusursuz bir kadın olduğu, o muhteşem hayali yarattığı zamanlar için acı çekiyordu. Geçmişe hapsolmuştu.