. ..İdam mangasının başındaki subay, tüfeklerini kontrol edemesinler diye, bakışlarını adamlarından ayırmıyordu - zira âdet gereği tüfeklerden birine kurusıkı bir mermi kovanı yerleştirilip askerlerin ölümcül merminin kendi tüfeklerinden çıkmamış olabileceği düşüncesiyle avunabilmeleri sağlanırdı - ama yavaş yavaş gevşedi. Birazdan her şey bitmiş olacaktı.
En çokta seyahat etmek değiştirir insanı. Yani bir arabaya binip gitmek değil sadece. Bir insanla tanışmakta yolculuktur ve o yolculuğa çıkınca asla eski kendin olamazsın. Herkes bir şeyi bulaştırır zihninin kenarına..
Diyor ya filmde ; başkasıyla tanışan kişi asla aynı insan kalamaz..
. ..Lisbeth'i kamera görüntüsünde fark eden Conny Andersson'a göre, ormana doğru, bir hedefe kilitlenmiş, mermi gibi koşan biri vardı... Bagdanov Lisbeth'in ağaçların arasında kaybolmasını karşı koyamadığı bir hayranlıkla izledi. ..
Bagdanov'un "o kız o kadar kolay ele geçmez" demek geldi içinden "onu o kadar hafife alma." Ama cümlesini tamamlamadı. Lisbeth'e ya da Wasp diye tanıdığı kıza hayran olduğunu ne sözle ne de bakışlarıyla açığa vurabilirdi. Çok iyi hackerler vardı, dâhiler vardı ve bu kız vardı. Böyle düşünüyordu !
"Ben benim olmayan bi adamı kaybettim diye üzülmedim, ben benim olmayan bi adamda, kendimi kaybettim diye üzüldüm."
FRİDA..
Şimdi siz hesap edin sayfaların derinliğini..