Vee sıcağı sıcağına gelen bi inceleme olacak bu ;)
İlk kitaptan itibaren seri bi şekilde okuduğum fakat Cam Şato nasıl yüksek perdeden başlayıp sardıysa hmm her kitap bi öncekinden de iyi diyerek incelemeyi bilerek geciktirdiğim canım kitap dizisi..
Benim gibi okurken ayrıntılara dalmayı seviyorsanız elinizde bi hazinenin 5.sini bulunduruyorsunuz demektir. Birbiri içine geçmiş zekice tasarlanmış bi kurgu.
Karakterlerin özelliklerini hayal gücünden satırlara döküp okuyucunun önünde monotonluğa kapılmadan canlandırabilmek büyük alkışı hak ediyor benim gözümde..
Her kitapta çıtayı yükselten bi yazarla karşı karşıyayız. Olay, kurgu, mekan ve karakter ekseninde öyle bol malzeme var ki gönül rahatlığıyla sayfalarca göz kırpmadan okunur der imzamı atarım altına.. Elinizi çenenize koyup acaba da kalacağınız tek konu hangi karakteri daha çok seveceğinize karar verememek olacak :) Zîra her kitapta yok mu daha arttıran dedirten cinsten birbirinden güzelleri giriyor satır başlarından okuyucunun hayatına ;)
Şimdi aşırı heyecanla, merak ve beklentiyle sonlanan bu 5. kitabın ardından gelen devam kitabı başka bi yönden esecek gibi görünüyor. Hiddetlenmeyip Şafak Kulesine başlarken derin nefes alıp kalp ritminize de biraz müsade edin derim.
Pierce Brown'dan sonra gönlüme kurduğun tahtın sarılmasın Sarah J. Maas ;))
Öncelikle o dönemde yaşananlarla empati kurmam mümkün değil.. Bunu baştan belirterek yorum yapmam gerekir. Eleştiri değil aslında yapmak istediğim, yadırgadığım bi çok tarafı dile getirmek istiyor gibiyim.
Zamanının en modern toplumu gibi görünen Fransa'da da alttan alta yine erkek egemenliği hakim.
"Özgürlük".. Bu kavramın neye göre kullanılması gerektiğini en çok düşündüren kitaplardan biri oldu bana. Öncelikle kendi tercihleri doğrultusunda bi hayat yaşamak için cesur adımlar atmış, doğru ve yanlış kavramı olmayan bi kadın Mata Hari. Fakat gel gelelim sonrasında bedenini istediği gibi satar ve buna özgürlük der, benim tercihim der ! Kendini para, lüks ve mevkii karşılığı aşağılamanın neresinde özgürlük ben burda kaldım.. Kadın yaşadığı her ilişkiye aşklarım diyor ! Trajikomik bulmaktan başka bişey gelmiyor elimden, kendini böyle avutuyor demekten başka.. Bunun gibi bi dolu saçmalıkla geçmiş bi hayat (Bana göre). Şuna değinmeden de geçemeyeceğim ahlakçılar her zaman yermiş gibi görünse de kitapta ben o açıdan bakarak değerlendirmiyorum. Kişinin ahlak anlayışı kendisini bağlar benim baktığım yer kişinin kendine verdiği değer !
Ve kitabın sonu da neden şaşırmadım ki dedirtiyor. Elde olmayan delillerle gerçekleştirilmiş bi idam ve ardından gelen o dönemin sorumlu kişilerinin günah çıkarmaları. Tarih sahnesinde dün de bugün de birşey değişmemiş anlaşılan !
Okumakla ne kazandım diye sordum kendime, merakımı giderdim cevabından başka bi yanıt gelmedi içimden..
CasusPaulo Coelho · Can Yayınları · 20166,9bin okunma
"Ben benim olmayan bi adamı kaybettim diye üzülmedim, ben benim olmayan bi adamda, kendimi kaybettim diye üzüldüm."
FRİDA..
Şimdi siz hesap edin sayfaların derinliğini..
Nazım Hikmet'e "Ağlasada gizliyor gözlerinin yaşını ; Bir kere eğemedim bu kadının başını" mısralarını yazdıracak kadar güçlü bir kadın...
(Ali Lidar'ın notuyla, sevgiyle..)
Kadın kahramanların gücünü severek okuduğum 2. serim :) Akıllı kadın sevilmez mi sevilir hele güzel bi kurguya yerleştirilmişse daha bi okuyası gelir kişinin.. Penryn'nin içsel gücünü sayfalar arasında hissetmemek mümkün değil ama Raffe... Raffael'in enerjisi bambaşka. Ana karakterin ardında parlayan, yansımasıyla öne bile geçen göz alıcı bi yıldız gibi !
Tek eleştirim ; serilerde ara kitaplara nadiren gerek duyulur. Kitabın içinde ? ile bırakan iki bölüm var bana göre. Kitaba dahil edilse olurmuş aslında diye düşündüren ama olmazsa bir ara kitabı hakediyor dediğim.. Benim gibi ucu açık merakta bırakan ara bölümlerden hoşlanmıyorsanız tabi..
(Canım DEX yayınlarının yazım hataları çok fazla ama alıştım galiba, kusurdan saymıyorum artık :/ )
Günlerin SonuSusan Ee · Dex Yayınevi · 2015541 okunma