Bir serinin final kitabı her zaman zordur; beklenti yüksektir, duygular karışıktır. Günlerin Sonu benim için bu yükün altından büyük ölçüde başarıyla kalkan bir final oldu.
Bu kitapta artık her şey daha karanlık, daha sert ve daha umutsuz. İnsanlık ile melekler arasındaki savaş tüm gerçekliğiyle karşımızda duruyor. Penryn’in yaşadıkları, verdiği kararlar ve artık “sıradan bir kız” olmaktan tamamen çıkmış olması çok doğal ve ikna ediciydi. En baştan beri güçlü olan karakter gelişimi, bu kitapta zirveye ulaşıyor.
Raffe ile olan ilişki, romantik bir hikâyeden çok daha fazlası hâline geliyor. Sevgi, sadakat, fedakârlık ve güven gibi kavramlar bu kitapta ciddi şekilde sınanıyor. Aralarındaki bağ hâlâ güçlü ama artık masum değil; savaşın ve kayıpların izlerini taşıyor. Bu yönüyle ilişki bana oldukça gerçekçi geldi.
Susan Ee’nin en sevdiğim yanı, aksiyonu hiç düşürmeden ahlaki sorular sordurabilmesi. Melekler gerçekten “kutsal” mı? İnsanlık ne kadar masum? Güç kimdeyse haklı olan o mu? Kitap boyunca bu sorular zihnimde dönüp durdu.
Son sayfalar bittiğinde savaş sona ermişti ama hikâyenin bıraktığı iz hâlâ canlıydı.
Bir serinin daha sonuna geldik, yeni hikayelerde görüşmek üzere :)