Bir taşkın su akar gider. Berrak olur, temiz olur, soğuk olur. Her nereden ona rengi değişik bir kaplıca suyu akıp gelse, onu hemen değiştirir bozar. Aşık olan bir insanın da içine bir muhabbet girdi mi onu hemen değiştirir. O su nasıl yaramaz olursa, o insan da aşıklık ölçüleri arttıkça dünya nimeti, arzulu çalışması biter. Mecnun gibi aşk demeden, maşuk demeden ve sevdiğinin adını anmadan duramaz.
(...) "Aşkın bir de ilahi sınırı vardır. Onda Yaradan'ı, seveni, sevdireni de içinde görmek lazımdır. Şükür ve zikir buna ortak olmalıdır. Öyle yalnız başına ve tek aşıklık yoktur."