Hatıralar, ister güzel, ister hazin olsun, insana daima ıstırap verir. Fakat bu ıstırapta, aynı zamanda tatlı bir şey var ve kalp sıkıntısı, hastalık ve kederle dolu olduğu zaman, hatıralar, onu diriltip canlandırıyor. Tıpkı, yakıcı bir gündüzden sonra, rutubetli bir akşamın şebneminin, güneşin hararetiyle kuruyan biçare, ufacık bir çiçeğe tazelik ve hayat vermesi gibi.
Yeterince koruyamayız, kendimizi açığa vurarak içimizi. Gevezeliğe gelmez gerçek yaşantılarımız, kesin mi kesin bu. Isteselerde açıklayamaz da kendilerini bu yaşantılar. Söz yanılgıya düşer, yetersizdir burada. Ne işe yarar bildiğimiz sözcükler, hepsini dışladıktan sonra? Bir aşağılama vardır her söylevin içinde. Öyle görünüyor ki dil bir aracı, bir ilişki sağlayıcı, ortak nesne olarak bulunmuştur. Konuşan kimse ancak kendini sergiler demek...
Friedrich Nietzsche